14 Aralık 2015 Pazartesi

#105 : Neden !

Bir arkadaşım bu aralar keyfini kaçıran birtakım şeyler yaşıyor. Geçenlerde sohbet ederken şöyle dedi : Sena hep şunu soruyorum kendime : Neden ben ?!  Neden bu olay benim başıma geldi ? Neden her şey bu kadar iyi giderken böyle oldu ? Neden bu kadar istediğim bir şey de sorun çıkmak zorunda? Neden, neden, neden ?!! vs vs vs.

Dedim ki işe girdiğinde sordun mu bu soruyu ya da aşık olduğun insanı bulduğunda, iki elin, iki ayağın, annen, baban ve sana verilen herşey için sordun mu ? Neden bana bu kadar çok şey verildi, neden ben bu kadar mutluyum diye sordun mu ? Cevap tabi ki hayır.

Başınıza ne gelirse gelsin yok olanlarla değil var olanlarla ilgilenin. Sizi aşağı çeken 'neden' sorularınızı, 'nasıl'larla değiştirin. Egonuz kurban rolü oynamayı isteyecektir, izin vermeyin.

10 Aralık 2015 Perşembe

#104 : Benzer Benzeri Çeker


#103 : Duygu Çöplüğü

Hayatımıza girdiği günden beri bilgisayarın bize sağlamış olduğu kolaylıklar saymakla bitmez. Ama “Geri Dönüşüm Kutusu” diye bir seçenek var ki, bu seçeneğe hep gizli bir hayranlık duymuşumdur. İşinize yarayan ne varsa bilgisayarınızda saklar; işe yaramayan, güncelliğini yitirmiş ne varsa bu kutuya atarsınız. Olmazsa, geri dönüşüm kutusunu da boşaltır, tüm işe yaramaz şeyleri bir defada uzay boşluğuna gönderiverir, bir daha yüzünü bile görmezsiniz.
Peki, yaşanmış, bitmiş, güncelliğini kaybetmiş, artık üzerinizde hiçbir etkisi kalmamış ya da sadece olumsuz tortularını taşıdığınız duygularınızdan ne haber? Yaşadığınız anda bile hoşlanmadığınıza karar verdiğiniz anılar… Eski aşklarınızı ne yaptınız mesela? Yoksa yaşanıp bittikten, üzülüp bunalıp stresini çektikten sonra onları ahde vefa olsun diye kaldırıp beyninizin en kıymetli yerindeki duygusal çöplüğünüze mi attınız? Attınız, buraya kadar güzel. Acaba onlar şimdi o çöplükte, canınız ne zaman sıkılmak ve kendinize bunalım yaratmak isterse çıkarıp çıkarıp kullanılmak üzere emre amâde mi bekliyor?
Bazen şöyle bir cümle söylendiğini duyarım da, kanım mı donsun, kahkahalarla güleyim mi şaşırır kalırım: “Ben eski aşklarımın hiçbirini unutmadım, yaşadığım ne varsa anılarımda, aklımda…”
Aferin. Bu kadar vefalı olduğunuz için kendinizi tebrik edebilirsiniz; bir de tenekeden madalya takın bari! Zihninizde kaç tane yaşanıp bitmiş aşk, yaşanmış ama kötü bitmiş ilişki, sizi üzmüş arkadaşlarınızla ilgili anılar, kısaca canınızı sıkıp sizi üzebilecek ne varsa sakın bir yere göndermeyin. Ömrünüzün sonuna dek beraber yaşayın!
İnkâr edemem; aşk güzel bir duygudur. Bizi mutluluktan bebekler gibi zıplatır, kış ortasında bahar yaşatır, mutlu olmamızı sağlar. Vefa da güzeldir. Yaşanılmış olayları, insanları, ilişkileri, aşkları unutmamak gerekir. Peki, ama biz? Kendimize olan vefa borcumuz? Kendimize karşı yerine getirmemiz gereken görevlerimiz ve sorumluluklarımız?
İçimizdeki duygu çöplüğü bana göre gerçek bir bomba gibidir. Nasıl ki bir çöp bidonu, içine tehlikeli maddeler atıldıkça sessiz sakin şişer, dolduğunda da patlar; içimizde taşıdığımız ve hoşlanmadığımız ne varsa doldurduğumuz “Duygu Çöplüğü” de işte böyle tehlikeli bir bölgedir.
Aşk güzeldir elbet. Doğar, büyür, yaşar. Ama unutmamak lazımdır ki bir gün mutlaka biter. Doğası gereği bitmek zorundadır. Tarihe mal olmuş ünlü aşklara baktığınızda göreceksiniz ki, ya kadın ölmüştür, ya erkek… Aşkları da araya ölüm engeli girip bitmeye fırsat bulamadığından, tarihe mal olmuştur. Son aşama hep bitiştir; bu kaçınılmaz. Bitişlerden sonra da zavallı ruhumuzda iyiler yanında, kötü olayları da mı tutacağız? Bize kendimizi kötü hissettiren olayları zihnimizde, duygu çöplüğümüzde neden barındıralım?

3 Aralık 2015 Perşembe

#102 : Ölmeden Önce

Bir şey yap güzel olsun..
Çok mu zor ?
O vakit güzel birşey söyle..
Dilin mi dönmüyor ?
Öyleyse güzel birşey gör veya güzel birşey yaz..
Beceremez misin?
O zaman güzel birşeye başla..
Ama hep güzel şeyler olsun..
Çünkü; Her insan ölecek yaşta.

30 Kasım 2015 Pazartesi

#101 : Şükür

 Şükretmeyi öğrendiğin zaman ne kadar zor zamandan geçersen geç yine de iyi bir şeyler görmeye programlıdır gözlerin. Zordur bilirsin ama geçicidir onu da en iyi sen bilirsin. Suçlamazsın onu, bunu, şunu çünkü suçlarsan haksızlık yapacağını bilirsin. Her şeyin sahibi 'O'dur sana göre. Sana verilen ve güzel, iyi, hoş diye adlandırdığın her şeye kucak açarken canını acıttığı için kötü, çirkin, zor dediğin şeyleri istememezlik yapamazsın. Verdiğin her şey kabulüm dersin, senden gelen ne olursa olsun, ne hissettirirse hissettirsin kabulüm. Şükrün en güzel hali budur. Mutluyken çok daha kolaydır şükretmek bir de mutsuzken, doyumsuzken, acıyı en derininde hissederken şükretmeyi dene. Belki zordur ama öyle bir güç verir ki, ne yalnızlık kalır ne de acı. Teşekkür et sana verilen acılara, çok şey öğretir, uyandırır içinde bir şeyleri. En sonunda ne yaşarsan yaşa de ki ; 'Her şeyde bir hayır mutlaka vardır.' Unutma sen göremiyorsun diye hayır yok değildir.

S.



24 Kasım 2015 Salı

#100 : Her Sabah


Her sabah uyandığında kendine şunları söylemeyi unutma: Bugün de uyandığım için şanslıyım, kıymetli bir hayatım var ve bunu boşa harcamayacağım, tüm enerjimi kendimi geliştirmek, kalbimle başkalarına da ulaşmak, herkesin iyiliğini sağlayacak şekilde aydınlanmak için kullanacağım. Başkalarına karşı iyi niyetli olacağım, başkalarına sinirlenmeyeceğim veya onlar hakkında kötü düşünmeyeceğim.


20 Kasım 2015 Cuma

#99 : R.KIPLING

eğer herkes çıldırmış, seni suçlarken…
başını dik tutmayı,
eğer herkes senden kuşkulanırken…
kendine güvenmeyi,
ama bu kuşkuları da hoşgörüyle karşılamayı,
eğer beklemeyi ve beklemekten bıkmamayı,
veya hakkında yalan söylenirken…
yalan söylememeyi,
ya da senden nefret edilirken…
nefret etmemeyi,
ve yine de insanlara tepeden bakmamayı…
çokbilmişlik taslamamayı…
başarabiliyorsan:
eğer düş kurmayı…
ve düşlerine tutsak olmamayı,
eğer düşünmeyi…
ve düşüncelerini ihtiras haline getirmemeyi;
eğer hem zaferi hem de felaketi göğüslemeyi
ve bu iki sahtekâra da eşit davranmayı;
eğer söylediğin gerçeklerin üçkâğıtçılar tarafından
aptalları tuzağa düşürmek için çarpıtıldığını duymaya dayanmayı,
ya da yaşamını adadığın eserlerin yıkıldığını gördüğünde
gerçekleştirebiliyorsan:
bütün kazanımlarını bir yere toplamaya
ve hepsini bir yazı-turayla riske atmaya,
ve kaybettiğinde yeniden baştan başlamaya
ve kayıpların hakkında tek bir söz etmemeye;
eğer yüreğin, sinirlerin ve kasların…
yok olduktan sonra bile
onları yeniden dönüşün için zorlamaya,
iradenden başka hiçbir şey kalmamışken dayanmaya…
gücün yetiyorsa
eğer erdemlerini koruyarak kalabalıklarla konuşmayı,
ya da insanlığını unutmadan krallarla birlikte yürümeyi becerebiliyorsan,
eğer herkes sana güveniyor ama yapamayacağın şeyleri beklemiyorsa,
bir uzun mesafe koşucusu gibi hakkını vererek yaşayabiliyorsan,
ve daha da önemlisi...

10 Kasım 2015 Salı

#96 : Kendini Olduğun Gibi Kabul Ediyor Musun ?

  Anda kendimizi nasil hissediyorsak, gelecege o duygularin tohumlarini ekiyoruz demektir. Eger,simdi, oldugumuz halimizi onurlandirirsak, ilerleyen gunlerde kendimizle onur duyacagimiz yeni deneyimler yaratmaya baslariz.
  Su an oldugumuz kisiyi onurlandirmak icin, simdiye kadar yasadigimiz ve bize gore aci-tatli tum olaylarin, su anki kisi olmamiza yardimci olduklarini hatirlayalim.
*Okulda herkesin icinde sizi azarlayan biyoloji ogretmeni

*Isten cikarilmaniz
*Yasadiginiz bir trafik kazasi
*Sizi terk eden sevgili, bosanma hikayeniz
*Alisveris merkezinde kalabalikta ayaginizin takilarak dusmeniz, beraberinde utanmayi secmeniz
*Size kendinizi degersiz hissettiren tüm olaylar bugunku sizi olusturmanizda size yardimci oldu. O olaylar karsisinda ne tavir sergileyeceginiz sizin secimlerinizdi.
Icinde bulundugumuz durumu oldugu haliyle kabul etmedikce, kendi icimizde bir inkar ve savas halinde oluyoruz.
” Boyle olmamaliydi? Nasil olur? Neden ben? Neden simdi? “ gibi konusmalar sizi o dramanin icinde tutar. Gunluk enerjinizden tuketir.
Pek cok hastalik, kabul edilmeyen, ifade edilmeyen duygularin bedende birikmesinden olusuyor. 
Onun yerine,
*Evet, su an 10 kilo fazlam oldugunu kabul ediyorum, evet bu konuda kendimi kötü hissettigimi kabul ediyorum.
*Evet, bana esimin boyle dedigini kabul ediyorum, su an durum bu.
Evet, su an olmam gerektigini dusundugum yerde degilim
*Su an kendimi gergin hissediyorum
. Kendimi bu konuda suclu hissediyorum ” diyebiliriz.
Iste bu ilk adimi uyguladigimizda, olani oldugu gibi kabul edip, mevcut durumu degistirmek icin kapilari acmis oluyoruz.
Unutmayin, kendimizle yaptigimiz konusmalar, aslinda evren/yaratici ile yaptigimiz konusmalardir. Ve kendimizle ne konusacagimizi secmek yuzde yuz bizim elimizde.

Alıntıdır.

9 Kasım 2015 Pazartesi

#95 : Pazartesi Sendromu

 İçimde bir adet pazartesi sıkıntısı var, size vermemi ister misiniz ?

 Birilerinin pazartesileri sendromsuz geçiyor ise, benimde pekala geçebilir diye düşünüyorum. Bu hayatta bir kişi bir şeyi başardıysa herkes başarabilir, öyle değil mi ? İnsanlık adına epey küçük kendim içinse orta büyüklükte aksiyonlarım var elbette. Kısa süre sonra bir şeyler netleşince paylaşmış olurum. Söylemeden, anlatmadan du-ra-mam ! Gelelim pazartesiye özgü enfes sendromumuza.

  Burası bir motivasyon günlüğü ise, iç karartıcı, bol miktarda umutsuzluk içeren cümleler yerine, nasıl enerjimizi yükseltebiliriz soruna cevap olacak cümleleri yazacağım. Nasıl geçer bu sendrom, ben neler yapıyorum bir bakalım :


  •  Komik bir şeyler izleyin.
  Youtube'u açın ya da nereyi isterseniz. Çalışıyorsanız - sadece çalışanlar pazartesi sendromu yaşamıyor- 5 dakikalığına tuvalete gidin, telefonunuz, ipadiniz mümkün olursa bilgisayarınız ile :):)
Açın bir video ve izleyin. Benim favorim 'Celal ile Ceren'. Ne zaman bu filmden bir parça izlesem deli gibi gülüyorum :) Daha müsait bir yerdeyseniz açın en sevdiğiniz şarkıyı -ağlak olmayan tabi ki- dans edin. İyi gelecek, eminim.

  •   Bir parça çikolata yiyin.
  Beni oradan, buradan şuradan takip ediyorsanız biliyorsunuzdur ben her pazartesi diyete başlıyorum. Yani ekstra dikkat etmeye başlıyorum yediklerime. Merak etmeyin, benimki salı günü bitenlerden değil, cumaya kadar devam ediyorum :) Rejimi falan boşverip bir çikolata yiyin, iyi geliyor. Ben 2 tane yedim bile, üzgünüm ama bugün sendrom seviyem biraz yüksek.

  • Akşam için plan yapın.
Hafta içi akşamları genellikle evde oluyorum. Evde yapmam gerekenler listemin en keyiflilerini bu akşam için seçiyorum. Hiç hoş bir şey yoksa listede, kek yapmaya ne dersiniz ? O da olmadıysa saatlerce koltukta oturup candy crush oynayın, bence hiç fena fikir değil.

  • Sizi motive eden yazılar okuyun.
Mutlu Yaşamın Reçetesi sizin için var ! Açın okuyun, neyse canınızı sıkan bana yazın. Paylaşınca belki azalır, neden olmasın ! 




3 Kasım 2015 Salı

#94 : Motivasyon Artıran 47 Öneri

  Motivasyon, mutlu ve başarılı olmak için hayati önem taşır. Aşağıdaki ipuçları, kendi kendinizi motive etmenize ve bunu sürdürebilmenize yardımcı olacaktır. Bunlar, pratik ve sonuca yönelik tavsiyelerdir. Uygulamadığınız sürece, genel kültürden öteye geçmeyeceklerdir.
1. HİKAYENİZİ YAZIN
Temiz bir kağıda bir iki paragraf olacak şekilde arzu ettiğiniz geleceğin hikayesini yazın. Gelecekte yapmakta olduğunuz şeyi, yaşadığınız yeri ve sahip olduklarınızı yazın. Bu sizi, hem şimdi hem de gelecekte motive edecektir.
2. GELECEĞİ GÖZÜNÜZDE CANLANDIRIN
Gözlerinizi kapatın ve kendinizi gelecekte ne yapıyor olarak görmek istiyorsanız, onu yaparken canlandırın. Sağlıklı bir şekilde koşuyorsunuz, bahçenizdeki çiçekler ile ilgileniyorsunuz ya da çalışıyorsunuz. Örneğin, hayaliniz küçük bir işyeri açmaksa, kendinizi açılış gününde, müşterileriniz ve çalışanlarınız ile selamlaşırken hayal edin. Böylece, hayallerinizi somutlaştırabilirsiniz.
3. GEÇMİŞİ GÖZÜNÜZDE CANLANDIRIN
Geçmişi gözünüzde canlandırdığınızda, daha önce nerede olduğunuzu ve ne kadar yol kat ettiğinizi görürsünüz. Planlı hedeflerinize ne kadar ulaştığınızı ve nerelerde hata yaptığınızı anlarsınız. Bu sizin doğru yolda ilerlemenizi sağlayacaktır. Bir şoförü düşünün, yalnızca önüne baksa ve dikiz aynasından yararlanmasa nelere maruz kalabilir. Zaman zaman geçmişe bakmak, en az şoförün dikiz aynasına bakması kadar yararlıdır.
4. BÜYÜK DÜŞÜNÜN
Geleceğiniz ile ilgili büyük düşünmekten korkmayın. Bu, kısa süreli başarısızlıklarınıza katlanmanızı kolaylaştıracaktır. Engeller, sizi durduramayacaktır. Çünkü, sizin gözleriniz büyük hedefe kilitlenmiş olacaktır. Uzun bir zamandan sonra sevdiğinize kavuşacağınızı düşünün, onu tren garından almaya giderken, bardaktan boşanırcasına yağan, sizi sırılsıklam eden yağmur, rahatsız eder mi?
5. KENDİNİZİ EĞİTİN
Hedef ya da hayaliniz ile ilgili her şeyi öğrenin, okuyun, konuşun, dinleyin ve deneyin. Eğer bir yazar olmak istiyorsanız, ders alın, kitaplar okuyun, yazın, diğer yazarlar ile konuşun, atölye çalışmalarına katılın.
6. DÜZENLİ OLUN
Temiz, düzenli ve iyi organize edilmiş bir ev, ofis ve hayat, motive edilmiş akıl için olmazsa olmaz niteliği taşımaktadır. Fiziksel dağınıklık, zihinsel dağınıklığa neden olur. Düzenli bir hayatınız olsun, böylece kendinizi her gün daha da zinde hissedeceksiniz. Örneğin, gece yatma, sabah kalkma saatiniz düzenli olsun. Mutlaka kahvaltı edin ve sabah en az yarım saat yürüyüş yapın.
7. EVİNİZDE VE OFİSİNİZDE MOTİVATÖRLERE YER VERİN
Evinizde, ofisinizde, arabanızda, cüzdanınızda size hedef ve hayallerinizi hatırlatacak sembollere, işaretlere, notlara ya da objelere yer verin. Bu hatırlatıcılar, sizin motivasyonunuzun devamının garantisi olacaklar. Son model bir araba sahibi olmayı mı istiyorsunuz? O halde hayalinizdeki arabanın resimlerini odanızın duvarına asın, cüzdanınızda saklayın ve ihtiyaç duyduğunuz an bakıp, hedefinizi hatırlayın.
8. GÖNÜLLÜ ÇALIŞMALARA KATILIN
Gönüllü olarak başka insanlara yardım edin. Bunu yaptığınızda, diğer insanları mutlu etmenin ne kadar tatmin edici bir şey olduğunu fark edeceksiniz. Hafta sonları, eşinizle birlikte Çocuk Esirgeme Kurumu’na gitmek iyi bir fikir olabilir.
9. KENDİ MOTİVASYONUNUZ İLE BAŞKALARINI MOTİVE EDİN
En iyi öğrenme yöntemi, öğretmektir. Çocuklarınızın motive olmalarına, arkadaşlarınızın daha etkili hedefler belirlemelerine, eşinizin kişisel hayallerine ulaşmasına yardımcı olun. Onlara yardımcı olduğunuz zamanlarda, aslında kendinize de yardım ediyor olacaksınız.
10. ÇOCUKLAR İLE ZAMAN GEÇİRİN
Çocuklar ile zaman geçirmek size perspektif kazandıracaktır. İşteki yada özel hayatınızdaki sıkıntı yada endişeler, çocuklarınız ile oynadığınızda eriyip gider. Çocuklar her şeye basit yollu bakarlar ve bunu öğrenmek bile bizim için kar sayılır.
11. KENDİNİZE BİR MODEL BULUN
Kendisinden bir şeyler öğrenebileceğiniz rol model seçin. Bu kişi, sizin saygı duyduğunuz ve kendisi gibi olmak istediğiniz birisi olmalıdır. Saygı duyduğunuz bir insanı örnek aldığınızsa, tekerleği yeniden icat etmeniz gerekmeyecektir.
Eğer çevrenizde böyle bir kişi yoksa, ünlü bir lideri, sanatçıyı yada bilim adamını da rol model olarak alabilirsiniz. Kendisi ve yaptıkları hakkında tüm bilgileri edinerek, hedeflerinize ulaşmak için kullanabilirsiniz.
12. BAŞARI HİKAYELERİNİ OKUYUN
Etrafınızdaki insanların başarı hikayelerini okuyun. Günlük gazetelerde bile size ilham verebilecek, motive edecek ve harekete geçirecek düzinelerce küçük başarı hikayeleri var. Kütüphaneler, sıradan insanların sıra dışı hikayelerini anlatan biyografi ve otobiyografileri ile dolu. Hepsi, sizi başarıya ulaştırmak için raflarda heyecanla bekliyorlar.
13. MÜZİK DİNLEYİN
Müzik sakinleştirir, heyecanlandırır, hüzünlendirir ve hatta motive edebilir. Koşu yaparken Rocky’nin film müziğini dinlemek, müziği motivatör olarak kullanmaya en güzel örnektir. Sizi motive edecek şarkıları belirleyin ve ihtiyacınız olduğu durumlarda onlardan yararlanın.
Mesela, sabahları ofisime yada eğitim vereceğim şirkete giderken, ‘türkü’ dinlemekten çok zevk alıyorum ve bu beni motive ediyor.
14. MOTİVE EDİCİ FİLMLER İZLEYİN
Sizi motive eden filmlerin listesini yapın ve küçük bir arşiv oluşturun. Örneğin; Forrest Gump filmini izlemek pek çok kişiyi motive edebilir. Biliyorsunuz bu filmde, IQ’su normal insanlardan çok daha düşük bir kişi, büyük başarılara imza atıyordu.
15. MOTİVE EDİCİ ALINTILARI OKUYUN
Gerek internette, gerekse kitaplarda size ilham verecek ve motive edecek binlerce alıntı bulunuyor. İnternette dolaşın ve aranın çiçeklerden bal topladığı gibi bilgileri toplayın.
Bunlar işinize çok yaracaktır, çünkü hepimizin hayatı yorumlama şeklimiz farklıdır. Hayata farklı açılardan bakmanızı sağlayacak hikayeler bile çok işinizi görecektir.
16. SAĞLIKLI BESLENİN
Mutlu bir yaşam için, sağlıklı beslenme çok önemlidir. İyi bir diyet, sizin vücut sisteminiz için gerekli olacak tüm besin, vitamin ve mineralleri içerir. Fazlası zaten zararlı olacaktır. Ne demişler, "sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur". Vücudunuz ve motivasyonunuz için sağlıklı beslenin. Sigara ve alkolden uzak durun.
17. YETERİNCE UYUYUN
Bazı insanlara 6 saat uyku yeterken, bazıları için 8 saat gerekli olabilir. Yeterince uyuduğunuza emin oluncaya kadar uyuyun. Ancak, 8 saatten fazla olmamasına da dikkat edin. Düzenli ve yeterli bir uykuya sahip olmanın, hem vücudunuz hem de zihniniz açısından ne kadar yararlı olduğunuz göreceksiniz.
18. SÜREKLİ ÖĞRENİN
En önemli ders bu. Etrafınızdaki dünya hakkında sürekli öğrenmeye devam edin ve asla durmayın. Sizi ilgilendiren şeyler hakkında okuyun, dinleyin ve öğrenin. Mesela, sorulan bir soruya "bilmiyorum" demenin tadını çıkarın, sonra hemen öğrenin. Meraklı olun. Biliyorsunuz, merak ilmin hocasıdır.
Hedefler olmadan, hayatınızda kalıcı değişiklikler yapmanız oldukça zordur. Aşağıdaki ipuçlarını kullanarak etkili ve verimli hedefler belirleyebilirsiniz.
19. HEDEFLERLE ÇALIŞIN
Hedefler ile ilgili en önemli ipucu bu. Hedeflerle çalış..!
Hedefler, hayatınızın tüm alanlarındaki gelişiminiz için önemlidir, eğer hedefsiz çalışırsanız, gelişiminizde güçlükler ile karşılaşırsınız.
İstediğinizi elde etmek için, işinizi şansa bırakmanız hiç de iyi bir yol değildir.
Earl Wilson’un güzel bir sözü var. Diyor ki : “Başarı mı? Başarı tamamen şansa bağlıdır. İnanmazsanız başarısız insanlara sorun..!”
Hedeflerle çalışın, onlar size başarıyı ve yanında meyvesi olan mutluluğu getireceklerdir.
20. BEYİN FIRTINASI YAPIN
Temiz bir kağıt ve kalem alın. Uygun bir ortama geçin. Kimsenin sizi rahatsız etmeyeceği, telefondan uzak.
Sonra, düşünün, düşünün ve tekrar düşünün. Aklınıza gelen her düşünceyi yazın. Parasal hedefler, kişisel hedefler, İlişkisel hedefler, sağlığınız ile ilgili olanlar vs. Tüm fikirleri yazın.
Bitirdiğinizde, üzerinde çalışmak için gereğinden fazla hedefiniz olacak. Bunlar arasından sizin için önemli olanları seçin.
21. HEDEFİNİZİ KAĞIDA YAZIN
Üzerinde çalışacağınız hedefi seçmeden önce, onu bir kağıda yazın, hedefinizin somutlaşmasını sağlayın. Böylece, sizin için gerekli olup olmadığına daha kolay karar verebilirsiniz.
22. HEDEFİ SEÇME NEDENLERİNİZİ YAZIN
Neden bu hedefi seçtiniz? Hedeflerinizin her biri için, ”Bunun bana ne yararı var” sorusunu sorun. Hedefi seçme nedenlerinizi kolaylıkla açıklayabiliyor olmalısınız. Eğer açıklayamıyorsanız, bu hedefi listeden silin ve diğerine geçin.
23. HEDEFİNİZİN SPESİFİK OLMASINI SAĞLAYIN
Hedefinizin etkili olabilmesi için, onu spesifik olarak ele alın.
“Çocuklarınız ile ilişkilerinizi geliştirmek” çok önemli ve yapmaya değer olabilir, ancak hedefiniz adına çok geniş bir tanımlama olacaktır. Bunun yerine, daha spesifik bir hedef belirleyin. Mesela, Pazar günleri beraber pikniğe çıkmak, akşam yemeklerinizi saat 19:00-20:00 arasında birlikte yemek, yada gece yatmadan önce onlarla 1 saat sohbet ederek bilgi ve deneyimlerinizi aktarmak gibi.
Bu sizi hedefinize daha kolay ulaştırabilir.
24. TERMİNLER KULLANIN
Hedeflerinizin gerçekleşmesini engelleyecek en ölümcül şey, ertelemektir. Bu problemin üstesinden gelmenin en iyi yolu termin kullanmaktır.
Hedeflerinizde yaptığınız gibi, terminlerinizi de spesifikleştirin. Elimdeki projeyi 5 Ocak 2004’e kadar bitireceğim gibi...
25. BAŞLAMA TARİHİ KULLANIN
Termin önemli, ancak onun kadar önemli olan başka bir konu daha var ki, bu da başlama zamanının net olmasıdır. Hedefiniz için yola çıkarken, başlama tarihini ertelemeye yönelik pek çok nedeniniz olacaktır.
Bunun üstesinden gelmek için, başlama tarihi belirleyin ve o tarihe sadık kalın.
26. ULAŞILABİLİR HEDEFLER BELİRLEYİN
Ulaşamayacağınız hedefler belirlemek, sununda, sizde hayal kırıklığı, kızgınlık ve özgüven sarsılması yaratır. Hedefleriniz ulaşılabilir-zor ve mantıklı olmalıdır.
27. DETAYLI AKSİYON PLANI HAZIRLAYIN
Hedeflerinizin her bölümü için, adım adım detaylı aksiyon planı hazırlayın. Pek çok hedef, ne zaman ne yapılacağı planlanmadığı için başarısızlığa uğrar. Yapacağınızı planlayın ve planladığınızı yapın.
28. ABARTMAYIN ( GEREĞİNDEN FAZLA HEDEF İLE ÇALIŞMAYIN)
Aynı anda çok fazla hedef üzerinde çalışmayın. Başlamak için bir ila üç arası hedef uygun olacaktır.
29. İLERLEMENİZİ ÖLÇÜN
Çalışmalarınızdaki ilerlemenizi ölçün. 300 sayfalık bir roman yazmak istiyor olabilirsiniz. 300 sayfayı birden hedeflemeyin. 25 ila 50 sayfalık artışlar şeklinde düşünün ve tamamladığınız sayfaların günlük çetelesini tutun. İlerlemenizi ölçmek, hedefiniz gerçekleşinceye kadar motivasyonunuz en üst seviyede tutacaktır.
30. İSTEK LİSTESİ HAZIRLAYIN
Kendinizi yapmak zorunda hissettiğiniz yada yapmayı gönülden istediğiniz 10 şeyin listesini yapın. Bir iş kurmak, maratonda koşmak, Avrupa’yı ziyaret etmek, Japonca öğrenmek vs.
Bu listeyi ofisinizde ve/veya evinizdeki panoya yapıştın.
31. HATIRLATICILAR KULLANIN
Post-it’ler günlük görevlerinizi ve hedeflerini hatırlamanız için mükemmel araçlardır. Tabii, abartmamak kaydıyla.
Birbiri üstüne geçmiş, ne olduğu okunmayan onlarca not, size hiçbir yarar sağlamayacaktır.
32. KENDİNİZİ ÖDÜLLENDİRİN
Kendiniz için ödüller belirleyin. Hedefinize ulaştığınızda yada küçük de olsa bir adım attığınızda kendinizi ödüllendirin ve bunu kutlayın. Çok çalıştınız ve bunu hak ettiniz. Ailenizle dışarıda yemek yiyin, kısa bir seyahate çıkın yada sizi mutlu edecek başka şeyler yapın.
Davranış her şeydir. Aşağıdaki ipuçları, kazanan davranışlara sahip olmanıza yardımcı olacaktır.
33. DOĞRU KELİMELERİ KULLANIN
Günlük konuşmalarınızda, ‘Bunu başarabilirim’ yada ‘Bir çözüm buluruz’ gibi olumlu cümleler kullanmaya dikkat edin.
Kurduğunuz, cümlelerin sizin psikolojiniz ve davranışlarınız üzerinde son derece önemli etkileri olduğunu unutmayın.
34. İYİMSER OLMAK İÇİN ÇABA HARCAYIN
İnsanların ne kadar başarılı oldukları, iyimser yada kötümser olmalarına göre değişir. Pozitif davranışlara sahip olmak, üzerinde uğraşmanız gereken bir şeydir. Önemli olan, ne olduğunuz yada olmadığınız değil, ne olabileceğinizdir.
35. ARKADAŞLARINIZI SEÇİN
Arkadaşlarınızın negatif davranışları mı var? Bu sizi etkiliyor mu?
Birlikte zaman geçirdiğimiz insanlar, çoğu zaman bizim tutumumuzu etkileyebilir. Eğer ofisinizdeki yada evinizdeki bireyler sizi negatif yönde etkiliyorsa, bu durumu değiştirecek gerekli adımları atın.
36. DEĞİŞİME İHTİYACINIZ OLDUĞUNU NASIL ANLAYACAKSINIZ?
Mutsuz olduğunuzu anladığınızda, bunu kendinize itiraf edin ve kendinizi korumaya alın. Bu yapılması çok zor olan bir şey, özellikle bir şeyleri kendinize itiraf edecek durumda değilseniz. Yapılması zor, ancak değerli. Karamsarlığa düşmeye başladığınızda, farkına varın ve bu durumu değiştirin.
37. DİĞERLERİNİN NE DEDİĞİNİ DİNLEYİN
Kendimize pozitif bir insan olduğumuzu söylemekten hoşlanıyor olabiliriz, fakat bu her zaman doğru değildir. Arkadaşlarınızın ve ailenizin sizin davranışlarınız ile ilgili söylediklerine kulak verin, duymak istemeyeceğiniz şeyler söyleyebilirler. Fakat, unutmamak gerekir ki; hayattaki en iyi değişimler, yapıcı eleştirilerden gelir.
38. SİZİ NELERİN HUZURSUZ ETTİĞİNİ ÖĞRENİN
Sizi nelerin huzursuz ettiğini bildiğinizde, içinde bulunduğunuz olumsuz durumdan uzaklaşabilir ve bunun sonucu ortaya çıkan gerilim ve hayal kırıklıklarından korunabilirsiniz.
Eğer kaçamayacağınız bir durum söz konusu ise, onu daha iyi bir hale getirmek için neler yapabileceğinizi düşünün.
39. SİZİ NELER MUTLU EDER?
Bu sizin psikolojiniz ve tutumunuz için hayati önem taşır. Sizin ‘mutluluk’ tuşunuz tutum ve davranışlarınızı tekrar ve tekrar geliştirmek için gereklidir. Mesela ben, kötü bir ruh hali içerisindeysem, sabah kahvaltı yapıp yapmadığımı kontrol ederim. Eğer yemediysem, sistemime besin aldıktan sonra 180 derecelik bir dönüş yaşarım. Ruh halim düzeliverir.
40. ARA VERMESİNİ BİLİN
Şimdi dışarıya çıkın ve açık havada kısa bir yürüyüş yapın.
Sıkıntı duyduğunuz durumlarda, ara vermesini bilin. Bu sizin olaylara farklı bir perspektiften bakmanızı sağlayacaktır. Mesela, eşinizle problem mi yaşadınız yada amiriniz sizi demoralize edecek şeyler mi söyledi, ani tepkilerden kaçının, bir ara verin, etraflıca düşünün ve öyle harekete geçin.
Bununla birlikte, sürekli çalışmayın, ara vermesini bilin. Baltanızı bilemeden yeni odunlar kesmeye kalkmayın. Aşağıdaki *hikaye size yardımcı olacaktır.
*BALTAYI BİLEMEK
"Çalışacağım ve kendimi hazırlayacağım. Ve bir gün şans kapımı çalacak."
Abraham LINCOLN
Bir ormanda iki kişi ağaç kesiyormuş. Birinci adam sabahları erkenden kalkıyor, ağaç kesmeye başlıyormuş, bir ağaç devrilirken hemen diğerine geçiyormuş. Gün boyu ne dinleniyor ne öğle yemeği için kendine vakit ayırıyormuş. Akşamları da arkadaşından bir kaç saat sonra ağaç kesmeyi bırakıyormuş. İkinci adam ise arada bir dinleniyor ve hava kararmaya başladığında eve dönüyormuş. Bir hafta boyunca bu tempoda çalıştıktan sonra ne kadar ağaç kestiklerini saymaya başlamışlar. Sonuç: İkinci adam çok daha fazla ağaç kesmiş. Birinci adam öfkelenmiş :
· "Bu nasıl olabilir? Ben daha çok çalıştım. Senden daha erken işe başladım, senden daha geç bitirdim. Ama sen daha fazla ağaç kestin. Bu işin sırrı ne?" İkinci adam yüzünde tebessümle yanıt vermiş :
· "Ortada bir sır yok. Sen durmaksızın çalışırken ben arada bir dinlenip baltamı biliyordum. Keskin baltayla, daha az çabayla daha çok ağaç kesilir."
Kendimizi geliştirmek, baltamızı bilemektir. Kendimize zaman ayırıp,yaşamımızı objektif bir bakışla gözden geçirmektir. Zayıf bulduğumuz alanlarımızı geliştirmek için çaba göstermektir. Bu zihnimizin, ruhumuzun karakterimizin güçlenmesi için olmazsa olmaz bir koşuldur.
Delfi’deki ünlü tapınakta Sokrates’in şu sözü yer alır: "İnsan Kendini Tanı" Kendini tanımak, şu anda olduğumuz noktayla olmak istediğimiz nokta arasındaki yoldur. Kendini tanımak, kendimizi nasıl gördüğümüz ile başkalarının bizi nasıl gördüğü arasında açı olmaması anlamına gelir. Bireysel ve iş yaşamımızda başarılı, mutlu ve doyumlu olmak istiyorsak, baltamızı bilemek için kendimize zaman ayırmalıyız...
41. HAREKETE GEÇMEDEN ÖNCE İKİ KERE DÜŞÜNÜN
Harekete geçmeden önce, nedeniyle birlikte hareketiniz hakkında düşünün. Eğer bir çalışanınız, sizi de etkileyebilecek bir yanlış yaptıysa, hemen bağırıp çağırmayın. En iyi karşılık (yanıt) üzerinde düşünün. Bunu iki kere yaptıktan sonra harekete geçin.
İki kez dinleyip, bir kez konuşmamız için, iki kulağımız ve bir ağzımız olduğunu unutmayın.
42. TEPKİ&YANIT (REACT VS. RESPOND)
Bu iki kelime, mutlu, istekli, pozitif insan ile üzgün, bitkin ve negatif insan arasındaki farktır.
Hayatınızda sizi direk yada dolaylı olarak etkileyecek şeyler olduğunda, buna yanıt verin. Yani, üzerinde düşünün, çözüme odaklanın.
Eğer tepki verirseniz, nedenleri atlamış ve o andaki duruma odaklanmış olursunuz. Sonuçta, daha fazla sıkıntı ve hayal kırıklığı dışında elinize bir şey geçmez.
Tepki değil, yanıt verin.
43. SAHİP OLDUĞUNUZ ŞEYLERİN DEĞERİNİ BİLİN
Etrafınıza bakın ve sahip olduğunuz şeylerin değerlerinin farkına varın. Arkadaşlarınız, aileniz, kariyeriniz, eviniz yada başka herhangi bir şey. Bu bile başlı başına bir mutluluk kaynağıdır. Kötü şeylerin hayatımıza nasıl girdiğinin önemi yok, biz sahip şeyler için şükretmeliyiz.
Farklı bir bakış açısıyla bakın ve hayatınızdaki güzel şeylerin tadını çıkarın.
44. HER ZAMAN MUTLU OLMAK ZORUNDA DEĞİLSİNİZ
Bazen, kendinizi kötü hissetmenizin hiçbir kötü yanı yok. Her zaman, dışadönük, heyecanlı, enerji dolu olmak zorunda değilsiniz.
Bir şeylerin yolunda gitmediği, kendinizi iyi hissetmediğiniz günler olacaktır. Dert etmeyin, problemler geçer.
45. MANTIĞINIZLA HAREKET EDİN
Sorunlara mantığınızla yaklaşın. Duygularınızla hareket ederseniz, sonuçlarına katlanmak zorunda kalırsınız.
46. DEDİKODUCULARDAN UZAK DURUN
Etrafınızdaki negatif konuşmalara katılmayın. Eğer, konuşmanın bu yönde ilerlediğini görürseniz, özür dileyerek kibarca oradan uzaklaşın.
47. GÜNE İYİ BAŞLAYIN
Güne gülümseyerek başlayın. Bugün, başarılacak ve hoşlanılacak pek çok şeye sahip olacaksınız. Hayat kısa..! Ancak, bugün geriye kalan hayatınızın ilk günü. Bunu asla unutmayın.

Alıntıdır.

30 Ekim 2015 Cuma

#92 : Her Gün Yeni Bir Başlangıçtır

Her gün yeni bir başlangıçtır, biliyorsunuz değil mi ?

Ne yaşamış olursanız olun, -istediğiniz takdirde- her şeye tekrar başlayabilirsiniz. Korkmayın, başınıza gelenleri düşünmeyin, yaşamanız gerekiyordu, yaşadınız ve nasıl bir etki bırakmış olursa olsun yaşadıklarınız, bitti. Bunu kabul edin. Geçmişe dönme şansınız yok, şöyle yapsam şöyle olurdu gibi varsayımların size kazandırdığı hiçbir şey yok. Şu an başınıza gelenlerin sebebini anlamıyor olabilirsiniz, siz anlamıyorsunuz diye bunun bir anlamı yok değil. Zaman verin kendinize, şefkat gösterin, dinlenin. Zamanla olayların içindeki hayrı göreceksiniz, görmeseniz de önemi yok. Önünüze bakın, geçmişi omuzlarınızda bir yük olarak taşımayın.

Tam olarak şimdi şu anda karar verin. Nasıl bir hayat yaşamak istiyorsunuz ?

Mutlu olmayı çok hakettiğinizi ben biliyorum, ya siz ?

28 Ekim 2015 Çarşamba

#91 : Doğru İnsanı Bulmak

                 ''Bu devirde doğru düzgün birini bulmak çok zor. Nasıl doğru insanı bulacağım? ''

 Cevap çok basit : Doğru insanı bulabilmek için önce doğru insan ol.

 Eminim, bu serzenişi -yakın ya da uzak - bir yerlerden mutlaka duymuşsunuzdur. Ben yakınen hem erkek hem de kadınlardan sıkça duyuyorum. İnsanların doğru insan derken tam olarak neyi kastettiklerini anlamasam da kendi varoluş seçimlerinin paralelinde bir partnerden daha fazlasının karşılarına çıkmayacağına %100 eminim. Biraz uzun bir cümle oldu, gelin şöyle anlatayım :

  Hepimizin kafasında bir 'doğru insan' tanımı var. Genelde doğru insan şöyle bir insan ;
  • Güvenilir biri olsun.
  • Beni sevsin.
  • Beni sevmişken ailemi ve arkadaşlarımı da sevsin.
  • Çevresi tarafından da sevilsin.
  • Saygılı olsun.
  • Anlayışlı olsun.
  • Kalbi temiz olsun, kalbi temiz olmuşken yakışıklı/güzel de olsun.
  • Okumuş olsun.
  • Okumuşken hazır işi de olsun.
  • İşi varsa evi/arabası da olsa iyi olur, yoksa da ne yapalım birlikte alırız. 
  • Mavi gözlü olsun.
  • Sarı saçlı olsun.
  • Yanıma yakışsın .... vb. saçma sapan şeyler.

  Kendi beklentilerimin saçmalığını farkettiğim an itibariyle ne bir tanım ne de doğru insan arayışım kaldı. Zaten böyle bir inanç sistemiyle kafanızdaki hayatı yaşayacağınız bir partner asla bulamıyorsunuz. Siz sevilmek isterken sizi seven bir partner gelmiyor ya da siz güvenilir birini isterken hep aldatılıyor olabiliyorsunuz. Yukarıdaki maddelerin her biri bir beklenti ve karşınızdaki insan sizin beklentilerinizi karşılamıyor diye onu yanlış insan olmakla itham etmek, kulağa çok da anlamlı gelmiyor, ne dersiniz ? 

  Bu durumu farkettikten sonra ne yaptım ?

  • Neyi arıyorsam önce 'o' oldum. Örneğin ilk madde : 'Güvenilir olsun'du. 
         Neden karşımdaki insanın güvenilir olmasını istiyorum diye sordum kendime. Cevabımda 'kendimi güvende hissetmek istediğim için' oldu. Sonra tekrar sordum : 'Kendini güvende hissetmen için başka birine ihtiyacın mı var ? Başka biri olmadan kendini nasıl güvende hissedersin? ' Cevaplarım bana bir çok kapıyı açtı. Kendi kendime yetebilmeyi ve kimsenin bana güvenli bir ortam sağlamak zorunda olmadığını farkettim. Bu saatten sonra kendime güvenecek ve yine kendime güvenilir ortamları ben yaratacaktım. Sonrasında ise ben güvenilir bir insan olacaktım.

  • Partnerimde aradığım özellikleri yazdım. Bu özellikler bende var mıydı, bende yokken başkasında aramak kulağıma hoş gelmedi. Bende olmayan özellikleri geliştirmeye çalıştım.
  • Kimse bu Dünya'ya benim ihtiyaçlarımı karşılamak için gelmedi. İhtiyaçlarımı kendim karşılamak zorundaydım. Sen kendini sevmezken, kendine saygı duymazken ve kendini beğenmezken başkasının seni sevmesi, sana saygı duyması, seni beğenmesi mümkün olmuyor bunu çok net gördüm.
  • Listeme baktığımda maddelerimin hepsinin 'doğruluk, iyilik, dürüstlük' içerdiğini farkettim. İnsan dediğin siyah ve beyaz değil miydi, iyi ve kötü dediğimiz şeyler değil miydi insanı insan yapan. Elbette doğruları söylerken yalan da söyleyecekti, -tıpkı sizin ve benim gibi- karşımdaki de bir insandı. Olduğu gibi kabul etmeyi öğrendim. Sadece siyah ya da sadece beyaz istemekten vazgeçtim.
  • Geçmiş ilişkilerimin analizini yaptım. Empati kurmaya çalıştım. Çok daha önemlisi hepsini affettim. Hayat yolunda yaşadığım her şeyin hayrıma olduğunu kabul ettim. İnsan kırıldığı yerden kırıyor, acıdığı yerden acıtıyor. Ben bana yapılanların hepsini affettim ve geride bırakmayı seçtim. Biliyordum ki bu da benim yaşam planımın bir parçasıydı ve hayat bana vermek istediği dersi anlamam için beni epey zorlamıştı. İnsan ektiğini biçiyor ve biliyorum ki ben ektiğim hayatı yaşadım, yaşıyorum ve yaşayacağım. Herkes gibi. Dolayısıyla da adımlarımı dikkatli atıyor, diken yerine çiçek ekmeye çalışıyorum.
  • Kafayı sadece mutlu olmaya taktım. Tek başıma çok mutlu bir hayat kurdum. Kendimi çok sevdim ve kendime çok saygı duydum. Sevgi ve saygı görmediğim her ilişkiyi itinayla bitirdim. Büyük, küçük dinlemedim sınırını aşan herkesi durdurdum. Az ama öz arkadaşlarım oldu. Ne evimin ne kalbimin kapılarını açtım kolaylıkla. Durdum, dinlendim. 
  • Kendine değer veren insan kendini istismar etmez, kendinin istismar edilmesine de izin vermez. Oluyorsa oluyordur, olmuyorsa, aramıyorsa, gelmiyorsa, ya da canı istediğinde geliyor, arıyor, soruyorsa  zorlamaya gerek yoktur. Direkt nokta konmalıdır.
  • Bu devirde yalnız doğru düzgün insan yok derken kendini neden adamdan saymıyorsun ? Sen varsan senin gibi birileri de mutlaka vardır.
  • Detaylarda boğulmak yerine büyük resmi görmeye çalıştım. Neden sorularımı nasıl'lar ile değiştirdim.

Sonuç :

  Kararlıydım artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı !

   Ne zamanki kafamdaki listeyi yırtıp attım, tek başıma mutlu olmayı öğrendim işte o zaman karşıma Batuhan çıktı. Önceden gördüğüm, ismen bildiğim, çok ilgimi çekmeyen biriydi hem de kendisi. Bu sefer başka bir şey olmuştu, bir elektrik, bir yakınlık hissetmiştim. Sonra yaşının benden epey büyük olduğunu, bir çocuğu olduğunu ve birçoğunuzun sorun edebileceği bir sürü şey öğrendim onunla ilgili. Artık listem yoktu, beni sınırlayan hiçbir şey yoktu o sebeple odağım sadece ne hissettiğimdeydi. Kimsenin aklına, fikrine ihtiyacım olmadığı için daha da önemlisi bu hayat yalnızca benim olduğu için kimseyi dinlemedim. Çok da iyi yaptım ! Öyle büyük bir deneyim oldu ve oluyor ki benim için, keşfettiklerimin, kazançlarımın hesabı tutulamayacak kadar fazla.

  5. senemizi bitirmek üzereyken Batuhan ile birçok şeyi paylaştık ve paylaşmaya devam ediyoruz. Önce bir ilişkiyi paylaşırken, artık bir evi, bir evliliği ve bir hayatı paylaşıyoruz. Bir yatağı paylaşabilmek, bir ekmeği paylaşabilmek, mutluluğu paylaşabilmek güzel olabilir ama mutsuzluğu, acıyı, keyifsizliği de paylaşmayı gerektirir ilişkiler. Ben bol bol empati kurarak anlamaya çalıştım Batuhan'ı, yargılamadan, kalbine dokunabilmeye çalıştım. Sonrasında da kendimi anlatabilmeyi denedim. Fedakarlık neredeyse hiç yapmadım. Bir şeyleri feda ederken kar elde edebilmek için beklentiye girmek çok matematik. Bunun yerine özümden vermeyi seçtim. Hani sonrasında ben sana bunu yaptım ama sen yapmadın dememek için.

  Sanmayın ki beyaz atlı bir prens geldi ve her şey bir rüya gibi aktı gitti benim hayatımda. Bolca emek ve özveri vardır hikayemde. Yaptığım her şeyi ellerimle, kendi mutluluğum için yaptım. Azıcık da olsa pişman olmadım çünkü baş rol hep benimdi, kendimin önüne kimseyi koymadım, koymayacağım da. Önerim siz de en çok kendinizi seviniz bu hayatta.

  Birbirimize fayda sağladığımız, birlikte bu hayatı paylaşmak istediğimiz sürece devam edecektir ilişkimiz. Günün birinde yollarımız ayrılırsa -ki bitişler kesinlikle kötü değildir- bu ikimiz içinde mutlaka en hayırlısı olacaktır. Böyle bir durumda ona en içten teşekkürümü ederim hayatıma dokunduğu için. İkimizde -herkes gibi- mutlu olmayı hakediyoruz ve mutlu olmak için birbirimize ihtiyacımız olmadığını çok iyi biliyorum.


Lafın kısası :

  •  Ben her türlü ilişkide kadının yöneten pozisyonunda olduğuna inanıyorum. Güçlü, akıllı ve sevgi dolu bir kadın her evi gül bahçesine çevirebilir. Sınırlarını bilen, kendini seven, kendine saygı duyan bir kadın, bir ilişkiyi kolaylıkla çekip çevirebilir. 
  • Mutlu olmak bir seçimdir. Eğer mutlu olmayı seçiyorsanız, sorumluluk almak durumundasınız. Herkes kendi mutluluğundan sorumludur.
  • Fedakarlık bize iyi bir şeymiş gibi öğretildi. Oldukça kötü bir şey, sakın yapmayın. Fedakarlık yerine özveride bulunun.
  • Beklentilerden uzak durun ve neye ihtiyacınız varsa ihtiyacınızı kendiniz karşılayın.
  • Alma-verme dengesine inanın. Hep verici ya da hep alıcı olmayın. Dengeyi sağlayın.
  • İnsan tek başına tam ve bütündür. Yarım gelecek ve beni tamamlayacak diye düşünmeyin. 2 yarım insan 1 tam insan yapmaz 2 yarım olarak kalır daima. Sizin tamamlanmaya ihtiyacınız yok, farkedin.


Sorularınız için her zaman mail atabilirsiniz,
Sevgiler,




26 Ekim 2015 Pazartesi

#90 : Okuyorum : Bolluk ve Bereket İçin Yer Aç




  Okuduğum kitapları genellikle iç sesime güvenerek seçerim. Tavsiye almam, karşıma çıkıyorsa ve bir şekilde beni etkiliyorsa -bu bir renk olabilir, kapak olabilir, bir kelime olabilir- o kitabı alır okurum ve bana bir mesaj vermek istediğini düşünürüm.

 2 gün önce karşıma çıkan bu kitabı daha önce hiç görmemiştim, yazarını ise hiç duymamıştım. Dün aldım ve bugün bitirdim. Tam bütçe çalışması yaparken, bana epey yardımı oldu.

  Birikim yapmak, paranızı doğru kullanmak, alışveriş alışkanlıklarınızı değiştirmek, tasarruf yapmak kısaca daha bereketli bir hayat isterseniz kitabı okumanızı öneririm. Hem çok akıcı hem de eğlenceli.

 Kitaptan Notlarım :

  •   Para bir araçtır, amaç olduğu sürece mutluluk getirmeyecektir.
  •   Tanımadığınız insanları etkilemek için sizin olmayan paraları harcamayın.
  •   Vitrinlerdeki ışıl ışıl ürünlerle gelecek güvencenizi yok etmeyin.
  •   Bir sey satın almadan önce 10 saniye kuralını uygulayın.
  •   Bütçe yapın. (Çok eğlenerek yapıyorum ! :) )
  •   Paranızın değerini bilin.
  •   Cimri insan ile tutumlu insan bambaşka iki insandır. Cimrilik paranın bereketini kaçırır.
  •   Bolluk, bereket dolu bir yaşam için değerlerinizi keşfedin ve ona göre yaşamınızı düzenleyin.
  •   Türkiye'de sigara içenlerin sigarayı bırakması sonucunda birikecek para ile yaklaşık 15 yılda Türkiye'nin dış açığının kapanabilecek. (Artık siz tahmin edin durumun ne kadar vahim olduğunu.)
  •   İsteklerin sonu yok. Bugün o ayakkabıyı, o telefonu, o arabayı alsanız bile kısa süre sonra tatmin düzeyiniz azalacak.Listenize yeni bir şeyler eklenecek.
  •   En zengin insan en az şeye ihtiyaç duyan ve sahip olduklarının değerini bilen insandır, unutmayın.

Bu konuda ben ne yapıyorum ?
  • Her şeyden önce bolluk ve bereket dendiğinde benim aklıma ilk olarak para gelmiyor. Ancak sevgi, saygı, sağlık, mutluluk, huzur ve para dolu bir hayat benim için bolluk ve bereket içinde yaşamak anlamına geliyor.
  • Paranın bir değiş tokuş aracı olduğunu iyi biliyorum. Paraya değer veriyorum, kıymetini biliyorum ve paramı harcamak yerine kullanmaya çalışıyorum.
  • Bütçe yapıyorum. Her gün harcadığım her şeyi yazıyorum. 1 kuruşu bile ! Ay sonunda gelirime ve giderime bakıyorum. Gereksiz olanları belirliyorum ve daha da önemlisi gelirimin giderimden -1 lira dahi olsa- fazla olmasını çok önemsiyorum.
  • Borçlu kalarak bir şey almıyorum. Borcun bereket enerjisini azalttığını biliyorum.
  • Ne olursa olsun hayatıma haketmeyerek giren her paranın fazlasıyla benden çıkacağını iyi biliyorum. O sebeple alışverişlerimde eksik ya da fazla para üstlerine dikkat ediyorum.
  • Aldıkça daha çok almak istediğimi bildiğimden, gerçekten çok istediğim şeyleri satın alıyorum.
  • Paranın yalnızca tek kaynaktan gelmeyecek kadar fazla olduğunu biliyor, paramın kaynağını hiçbir zaman kelimelerim ve düşüncelerimle kısıtlamıyorum.
  • Parayla ilgili negatif inançlarımı da farkedip, beni sınırlandıran inançlarımı dönüştürmeye çalışıyorum.
  • Almak kadar vermenin de önemli olduğunu unutmuyorum.
Bolluk & Bereket çalışması yapmak, soru sormak ya da yorum yapmak isterseniz, benimle irtibata geçebilirsiniz.

Sevgilerimle,
Sena

30 Eylül 2015 Çarşamba

#89 : Değişime Evet De !




Ayni seyleri yapiyorsun ve farkli sonuclar bekliyorsun. Iste bu tam delilik!
Hayatinin degismesini istiyorsan sac renginden once dusuncelerini degistirmelisin.Unutma; ancak sen degisirsen dunyan degisecek !
Kimseyi degistirmeye calisma. Buna ne hakkin var ne de gucun. Birak. Bu kelime gercekten cok sihirli ve degerlidir: birak. Karsindaki istiyorsa degissin. Gitmek istiyorsa gitsin, baglasan durduramazsin gitmek isteyeni. Tecrubeyle sabittir. Bugun birseyleri farkli yap. Mesela yataginin sagindan kalkiyorsan bugun solundan kalk. Her gun 07:00 de uyaniyorsan bugun 07:05 de uyan. Kahvaltida yumurta yerine musli ye. Babet giyme. Topuklularina sans ver. Bugun ufacik da olsa degistir gununu. 
Degisim zordur. Aci verir. Dunya'da her varlik -canlı, cansız farketmez- oldugu konumu korumaya calisir. Karar ver. Degistirmek istiyor musun kendini ?  Gerçekten istiyorsan tüm Dünya bir olacak ve sana yardım edecek. Karşına çıkan zorluklar ise sadece senin iç direncinin yansıması olacak.
Bugünü mutlu yaşamak için söz ver kendine.  Yağmur, çamur mutsuzluğuna bahanen olmasın, mutluluğuna sebebin olsun var olan her şey. Ne olacaksa bırak olsun.

S.

29 Eylül 2015 Salı

#88 : Enerjinizi Yükseltmenin 5 Yolu



1. Şükredin

  Dün ne yaşamış olursanız olun bugüne uyanabildiğiniz için şanslısınız. Dün dünde kaldı. Gideniyle, geleniyle bugün yeni bir gün. Elinizdekilere bir bakın, neler var ? Hiçbir şey yok gibi mi duruyor ?

  • Sağlığınız yerinde mi ?
  • Eliniz, ayağınız tutuyor mu ? Tutmasa dahi var mı ?
  • Başınızı sokacak yeriniz ?
  • Üstünüzde birşeyler var mı, çıplak kalmayacak kadar giysiniz ?
  • Ekmeğiniz ?
  • Suyunuz ?
 Bunlardan hiçbiri yoksa bile vardır iki tel saçınız, gören gözleriniz, duyan kulaklarınız, dokunan elleriniz. Örneğin benim şükür cümlelerimden biri şöyle :

    'Allah'ım bedenimdeki uzuvları/organları tam yarattığım için ve görevlerini tam olarak yerine getirebiliyor ve getiriyor oldukları için sana şükürler olsun'

2. Şarkı Söyleyin, -Sevmiyorsanız Müzik Dinleyin-

  Sesim hiç güzel olmamasına rağmen şarkı söylemeye bayılıyorum. Sabah yatağımdan kalkıp gece yine yatağıma yatana kadar sayısız şarkı söylerim. Müzik bana çok enerji veren, frekansımı yükselten birşey. Tabi ki arabesk şarkılardan söz etmiyorum.

  Arabesk, duygusal, ağlak şarkılar dinleyip ya da söyleyip enerjinizin yükselmesini beklemeyin ! 

  Farkına varın; 'Batsın bu Dünya' tarzı şarkılar dinleyip, içli içli ağlıyorsanız enerjisi yüksek insan ve olayları çekmeniz söz konusu dahi olamaz. O şarkıların size hoş gelmesinin sebebi frekansınızın düşüklüğündendir.

3. Hareket Edin

  Hareketsiz bir hayatın depresyona davetiye çıkardığını bilmeyen kalmadı herhalde. Gün içinde mutlaka egzersize zaman ayırın. Vaktim yok, hava soğuk vb bahaneleriniz varsa en azından günde yarım saat yürüyün. O da mı olmadı, merdiven çıkın, odanızı toplayın, evinizi süpürün. 

4. Kahvaltıyı Atlamayın

  Kilo alın, almayın -diyetten bağımsız- güne iyi başlamanın en basit yollarından biri kahvaltı yapmak. Alarmınız 10 dakika erken çalsa ve 10 dakikacık erken kalkıp harika bir kahvaltı yaparak güne başlasanız hem metabolizmanız hem de siz daha zinde ve enerjik bir gün geçireceksiniz. Unutmayın, günün nasıl başladığı çok önemlidir.

5. Okuyun 

  Blogumu okuduğunuza göre, okumaya zaman bulabiliyorsunuz demektir. Size ilham veren yazıları okuyun. Hayatınıza dokunan biyografileri okuyun. Öfke dolu, mesaj içerikli, -atarlı, giderli dediklerinden- değil de sizi ileriye taşıyacak ve sadece sizi ilgilendirecek kitaplar, makaleler, dergiler, bloglar okuyun. 

  Hayat 'odak noktanıza' göre şekillenir; gülleri görmek isterseniz gülistan, dikenleri görmek isterseniz dikenlik olur. Seçim her zaman olduğu gibi sizin.


S.

16 Eylül 2015 Çarşamba

#87 : Sabah Nasıl Zinde Uyanırım: “Zinde Uyanmanın 7 Yolu”


Sabah hali gün içinde psikolojik durumumuzu etkileyen en önemli faktörlerden. ‘Nasıl başlarsa öyle gider…’ nasıl olsa  ”Sabah uyandığınızda kendinizi yorgun hissediyorsanız, başınızı yastıktan ayıramıyorsanız bu 7 öneriye dikkat” Her sabah zinde ve dinlenmiş kalkmak isteriz. Bu önerileri uygulayın, halsizlik, yorgunluk, geç uyanma derdinden kurtulun…
Her gün aynı saatte kalkın
Biliyoruz, haftasonunun uyku cazibesine kapılmamak çok zor! Ama bir şekilde iradenizi kullanıp, haftaiçi uyandığınız saatte uyanmaya özen gösterirseniz, vücudunuzun buna alışmasına yardımcı olursunuz. Bu rutine alışan vücut da her gün aynı zindelikte, yorgun olmadan kalkmaya meyilli olacaktır.
Alarmı ertelemekten vazgeçin
Bunu yapmayanımız var mı acaba? Sabah alarm çalınca, onu bir 5 dakika, sonra bir 5 dakika daha erteleyip; o kısa uykudan muhteşem bir keyif almak! Halbuki yapılan birçok araştırmaya göre, bu ertelemeler esnasındaki kısa uykular derin olmadıkları için bizi yorgun kılmaktan başka bir işe yaramıyorlar. Dolayısıyla alarm bir kez çaldığında, kararlı olmak ve uyanmak gerek…
Kalkar kalkmaz bir bardak su
Uyku sırasında vücudumuz su kaybeder ve bu durum bizleri aşırı halsiz kılar. Eğer sabah uyanır uyanmaz bir bardak su içerseniz, bunun bedeninize vereceği enerjiyi ve ruhunuza vereceği neşeyi hemen hissedeceksiniz. Sabahları su içmek aynı zamanda metabolizmanın da hızlanmasını sağlayacaktır. Su içme alışkanlığını hemen edinin!
Güneş sizi uyandırsın
Uyku problemleri yaşayanlara sıklıkla önerilen konulardan biri de uyku odasını en karalık şekilde kullanmaktır (bakınız). Evet, karanlık bir odada uyumak çok daha kolay olacaktır; fakat sabahlar uyanmak da bir o kadar zor… Eğer sabahları enerjik bir şekilde uyanmak istiyorsanız gece yatmadan perdelerinizi aralamalı; sizi güneşin uyandırmasına izin vermelisiniz.
Alarm kurun, müzik çalsın
Alarmınızın sabah rahatsız edici bir tonla ötmesindense, güne müzikle başlamanın çok daha keyifli olacağı malum… Aynı zamanda alarmın rahatsız edici sesiyle uyanmak, güne kalp çarpıntısıyla başlamaya da neden oluyormuş. Dolayısıyla güne enerjik bir parçayla başlamak motive edecektir.
Sabah sabah hareket
Sabah uyandığınızda hareketsiz bir şekilde ağır bir güne başlamak yerine, birkaç egzersiz yaparak güne çok dinç bir şekilde başlayabilirsiniz. Uyanır uyanmaz esneme hareketleriniz mutlaka yapın. Daha fazla spor yapmaya vaktiniz yoksa da işe giderken toplu taşıma araçları yerine yürümeyi, asansör yerine merdiveni tercih ederek hareket edebilirsiniz. Yürüyerek de kas yapabileceğinizi unutmayın!
Protein ağırlıklı kahvaltı edin
Karbonhidrat ağırlıklı kahvaltı ettiğinizde, vücudunuz daha tembel hissedecektir. Bunun için ağır karbonhidrat yerine proteinden zengin bir kahvaltıyı tercih edin. Bunun için kahvaltı mönünüze yoğurt, yumurta, süt ve yüksek proteinli tahıllar ekleyin. Bu şekilde enerjinizi öğlene kadar koruyarak, tok kalabileceksiniz.