1. Açık olun. Her şeye açık olun. Her ne vuku bulursa , ona açık olun.
2. Bir şeylere tutunmaya çalışmayın. Bırakın giden gitsin , gelen gelsin.
3. Kalbinizde kalın. Her ne olursa olsun gerçek hislerinize sadık kalın.
4. Hayatımızdaki insanlar değişecek. Bunun olmasına izin verin ve sürece güvenin.
Amaçlarına hizmet etmiş ve artık derinleşip gelişmeyen ilişkilere tutunmak zorunda değiliz.
5. Evinizi , yaşadığınız yeri değiştirmekten korkmayın . Eğer hislerimize karşı gerçekten açıksak , doğru yerlere yönlendirileceğiz.
6. Yapmakta olduğunuz ya da eğitimini aldığınız işlere saplanıp kalmayın. Kendinize gerçekten ne yapmak istediğinizi sorun. Sizi hangi iş gerçekten mutlu ederdi ?
7. Hayatta sevinci arayın. Her ne pahasına olursa olsun. Sizi mutlu eden şeyi bulun ve onu yapın. Her gün. Her zaman.
8. Düzenli bir biçimde kendinize sessiz kalacağınız bir zaman ayırın ve DİNLEMEYİ öğrenin. Hislerinizi dinleyin , sizi neyin mutlu ettiğine kulak verin , sezginizin size söylemeye çalıştığı şeyi dinleyin.
9. SEVMEYE cüret edin! Her nerede bulunuyorsanız bulunun , kiminle birlikte bulunuyorsanız bulunun , her ne yapıyor olursanız olun sevecen bir varlık olun.Kalbinizi açın ve onu açık tutun. Bu sahip olduğumuz en büyük korumadır.
10. Mümkün olduğunca çok yükümlülüğünüzü tamamlayıp bitirin. Buna dünyevi yükümlülükler , ailevi yükümlülükler , mali yükümlülükler , spiritüel yükümlülükler dahildir. Bitirdiğimiz her yükümlülük bizi özgürleştirir.
11. Kişisel olarak artık gereksinim duymadığınız her şeyi bırakın ya da başkasına verin. Dolaplarınızı , kitaplarınızı , malınızı - mülkünüzü , ilişkilerinizi , taahhütlerinizi, sorumluluklarınızı gözden geçirin ve Öz Benliğiniz ile uyum içinde olmayan herşeyden kurtulun. Bunu ölçüp tartmanın bir yolu da , bir şeyin size bir hafiflik ve sevinç mi , yoksa sıkıntılı bir ağırlık mı verdiğini hissetmektir. Bırakmak harika birduygu verir ve yeninin yaşamınıza girebilmesi için boşluk yaratır.
12. Dürüst olun. Kastettiğiniz şeyi söyleyin ve söylediğiniz şeyi kastedin.
13. Birbirinize saygı gösterin. Hepimiz muhteşem kozmik varlıklarız. Her birimiz. Sadece ,bazılarımız muhteşem kozmik varlıklarımızı çok iyi tebdili - kıyafetlerle gizliyoruz. Kendimize ve birbirimize dürüstlük , saygı ve sevgi ile davranalım. Bu yapabileceğimiz en kökten dönüşüm geçiren şeylerden biridir.
14. Kendimizi tümüyle sevip kabullenmemizin zamanı gelmiştir. Gelin ,tüm kendimizden kuşkularımızı , öz saygısından yoksunluğumuzu , kendimizi aşağılayıp yargılamalarımızı bir kerede ve tümüyle bırakalım. İyi , cesur ,sevecen nazik ve akıllı varlıklar oluşumuza saygı gösterelim.
15. Güçlü olmaktan korkmayın : Hepimiz güçlüyüz. Hepimiz müthiş yeteneklere sahip son derece muktedir varlıklarız. Hepimizin içinde derin sevgi ve iyilik, koşulsuz sevgi hazineleri var. Artık gücümüzden korkmamız gerekmiyor. Güçlü olmamız gerekiyor. Açık , berrak olmamız gerekiyor. Ve kendimize ve yeteneklerimize güvenmemiz gerekiyor.
16. Bilinmeyene atlamaktan korkmayın. Orada ne bulunduğu konusunda bir ipucuna sahip olmamamıza rağmen. Doğru , yeni bir yere ulaşmamızın tek yolu , önümüzde ne bulunduğunu göremediğimizde bile , ilerlemeye devam etmektir.
17. Bağışlama özgürlüğün anahtarıdır. Biraz zaman ayırıp , hayatınızdan geçmişherkesi bağışlayın. Tüm geçmiş deneyimlerinizi bağışlayın. Kendinizi bağışlayın. Hepsini kendi benzersiz yolculuğunuzun , size tam da gelişmek, dönüşüm geçirmek ve özgürleşmek için ihtiyacınız olan şeyi veren bir parçası olarak görün.
18. Her şey için şükran duyun. Kimseniz o olduğunuz için şükran duyun. Yaşamınızın tüm unsurları için şükran duyun. Tüm deneyimleriniz , ilişkileriniz , çevrenizdeki her türlü güzellik için şükran duyun. Karşılaştığınız her iyi davranış , yaşadığınız her sevgi anı , her türlü beslenişiniz için , doğanın verdiği ilham için şükran duyun. Her
an , en karanlık anlarımızda bile şükran duyacak o kadar çok şeye sahibiz ki.
19. Her nerede yapabiliyorsanız , orada güzellik yaratın. Her Sevgi ifadesi gibi, güzel olan her şey tüm gezegenin rezonansını yükseltir.
20 Mayıs 2014 Salı
13 Mayıs 2014 Salı
#21 : Şeftali Çekirdeği
Küçük çocuk,şeftali çekirdeğini dişiyle kırmak için zorlanıyordu.
Babası ona dedi ki:
''Oğlum!...Şeftali çekirdeğini dişinle kıramazsın!''
Çocuk,şeftali dişiyle yeniden zorladı.Şeftali çekirdeğinin traktör lastiklerini anımsatan pütürlü sert kabuğu dişlerinin yüzeyini eriterek çıtırdattı...elini acıyan dişine götürdü çocuk.Dişi sallanıyordu.
''Oğlum''dedi babası yeniden.''Şeftalinin çekirdeği serttir,yazık edersin dişlerine.''
Çocuk inat ediyordu.İlle kıracaktı bu sert çekirdeği.Yere koydu ve ayakkabasının topuğuyla üzerine bastırdı.
Kırılmıyordu çekirdek.
''Sen inatçıysan,ben senden daha inatçıyım''dedi çocuk.
Bu kez bir taş aldı eline;taşla kırmayı denedi.Her vuruşta bir yana fırlıyordu çekirdek.
''Şeftali çekirdeği çok serttir oğlum''dedi babası.
''O küçük taşla kıramazsın!''
Çocuk öfkeyle çekirdeği tekmeledi.Çekirdek,tulumbanın yanındaki toprağa düştü.Çocuk öfkeyle bastı üzerine,iyice toprağa gömdü.
Aradan günler geçti.
Çocuk şeftali çeirdeğini unutmuştu.Gecekondu mahallesinin çocuklarıyla oynuyordu.Babası çağırdı onu.
''Bu ne oğlum?''dedi.
Çocuk babasının parmağıyla gösterdiği yana baktı.Küçük,iki yeşil yapraklı bir ot gördü.
''Ot''dedi.
''Ot değil''dedi baba.''Dişlerinle ve taşla kıramadığın şeftali çekirdeğinden çıkan şeftali ağacının fidanı.''
Çocuk,inatçı sert çekirdeği anımsadı.Dişiyle kıramadığı,taşla kıramadığı,tekmeyle kıramadığı çekirdek fidana dönüşmüştü işte.Bu fidan büyüyecek ve ağaç olacaktı;çiçek açacaktı...şeftali verecekti.Şaşırdı...
Babası ona dedi ki:
''Oğlum...ne zaman,hangi koşullarda olursan ol,dara düştüğünde şeftali çekirdeğini anımsa.Dişinle kıramadın o çekirdeği,taşla kıramadın.Ama uygun toprağa düşen çekirdek,günü gelince o sert kabuğu parçalar,toprağı deler ve yeşerir.Nedir o çekirdeğe bu gücü veren,güzel oğlum?
Çekirdek,kabuğunu parçalayan gücünü kendi içindeki çelişmelerden alır oğlum.Her şey kendi içinde zıtlarını taşır.Her şey kendi içinde,kendini değiştirecek,
başkaldıracak özü taşır.''
Çocuk dikkatle babasını dinliyordu.
Baba gülerek dedi ki:
''Şeftali çekirdeğine inan
Kendi gücüne güven!...''
Yılmaz Güney - Oğluma Hikayeler
Babası ona dedi ki:
''Oğlum!...Şeftali çekirdeğini dişinle kıramazsın!''
Çocuk,şeftali dişiyle yeniden zorladı.Şeftali çekirdeğinin traktör lastiklerini anımsatan pütürlü sert kabuğu dişlerinin yüzeyini eriterek çıtırdattı...elini acıyan dişine götürdü çocuk.Dişi sallanıyordu.
''Oğlum''dedi babası yeniden.''Şeftalinin çekirdeği serttir,yazık edersin dişlerine.''
Çocuk inat ediyordu.İlle kıracaktı bu sert çekirdeği.Yere koydu ve ayakkabasının topuğuyla üzerine bastırdı.
Kırılmıyordu çekirdek.
''Sen inatçıysan,ben senden daha inatçıyım''dedi çocuk.
Bu kez bir taş aldı eline;taşla kırmayı denedi.Her vuruşta bir yana fırlıyordu çekirdek.
''Şeftali çekirdeği çok serttir oğlum''dedi babası.
''O küçük taşla kıramazsın!''
Çocuk öfkeyle çekirdeği tekmeledi.Çekirdek,tulumbanın yanındaki toprağa düştü.Çocuk öfkeyle bastı üzerine,iyice toprağa gömdü.
Aradan günler geçti.
Çocuk şeftali çeirdeğini unutmuştu.Gecekondu mahallesinin çocuklarıyla oynuyordu.Babası çağırdı onu.
''Bu ne oğlum?''dedi.
Çocuk babasının parmağıyla gösterdiği yana baktı.Küçük,iki yeşil yapraklı bir ot gördü.
''Ot''dedi.
''Ot değil''dedi baba.''Dişlerinle ve taşla kıramadığın şeftali çekirdeğinden çıkan şeftali ağacının fidanı.''
Çocuk,inatçı sert çekirdeği anımsadı.Dişiyle kıramadığı,taşla kıramadığı,tekmeyle kıramadığı çekirdek fidana dönüşmüştü işte.Bu fidan büyüyecek ve ağaç olacaktı;çiçek açacaktı...şeftali verecekti.Şaşırdı...
Babası ona dedi ki:
''Oğlum...ne zaman,hangi koşullarda olursan ol,dara düştüğünde şeftali çekirdeğini anımsa.Dişinle kıramadın o çekirdeği,taşla kıramadın.Ama uygun toprağa düşen çekirdek,günü gelince o sert kabuğu parçalar,toprağı deler ve yeşerir.Nedir o çekirdeğe bu gücü veren,güzel oğlum?
Çekirdek,kabuğunu parçalayan gücünü kendi içindeki çelişmelerden alır oğlum.Her şey kendi içinde zıtlarını taşır.Her şey kendi içinde,kendini değiştirecek,
başkaldıracak özü taşır.''
Çocuk dikkatle babasını dinliyordu.
Baba gülerek dedi ki:
''Şeftali çekirdeğine inan
Kendi gücüne güven!...''
Yılmaz Güney - Oğluma Hikayeler
#20 : Buğday ekilen yerde arpa biter mi hiç?
Bu dünyada herkes ne ekerse onu biçer.
İyilik yaparsan iyilik bulursun, kötülüğünün neticesi ise yine kötülüktür.
Buğday ekilen yerde arpa biter mi hiç?
O halde şuna buna bahane bulma, iyi kötü her ne biçiyorsan bil ki kendi ektiğinden başkası değildir.
Gönül kazanmak istiyorsan sevgi tohumu ek, cenneti kazanmak istiyorsan yollara diken serpmekten vazgeç.. (Hz. Mevlana)
İyilik yaparsan iyilik bulursun, kötülüğünün neticesi ise yine kötülüktür.
Buğday ekilen yerde arpa biter mi hiç?
O halde şuna buna bahane bulma, iyi kötü her ne biçiyorsan bil ki kendi ektiğinden başkası değildir.
Gönül kazanmak istiyorsan sevgi tohumu ek, cenneti kazanmak istiyorsan yollara diken serpmekten vazgeç.. (Hz. Mevlana)
5 Mayıs 2014 Pazartesi
#19 : Serkan Uçar Şiiri..
Zaman, can çekişirken,
Akrep yelkovan, arasında;
Bir adım öteye gidemezken geceden,
Ay, ışığını çekerken sinesine,
Yıldızlar çekilirken kuytu karanlıklara,
Hüzün, Bakır bir çaydanlıkta demleniyordu,
Ve ben, son sigaramdaki dumanları da hapsediyordum içime,
Saat on ikiyi beş geçiyordu.
Akrep yelkovan, arasında;
Bir adım öteye gidemezken geceden,
Ay, ışığını çekerken sinesine,
Yıldızlar çekilirken kuytu karanlıklara,
Hüzün, Bakır bir çaydanlıkta demleniyordu,
Ve ben, son sigaramdaki dumanları da hapsediyordum içime,
Saat on ikiyi beş geçiyordu.
Ekmek bıçağında dilimleniyordu ömrüm;
Masum, yalınayak çocukluğum;
Umudun kıyısından geçmeyen gençliğim,
Ulu orta seriliyordu, harami sofrasına,
Düş bahçelerim yağmalanıyordu,
Her kes payına düşeni alıp giderken.
Bütün kimsesizliğimle,
Bütün çaresizliğimle,
Bütün çıplaklığımla, kalıyordum karanlığın koynunda;
Üşüyordum,
Tepeden tırnağa buz kesiyordu yalnızlık.
Saat on ikiyi beş geçiyordu.
Masum, yalınayak çocukluğum;
Umudun kıyısından geçmeyen gençliğim,
Ulu orta seriliyordu, harami sofrasına,
Düş bahçelerim yağmalanıyordu,
Her kes payına düşeni alıp giderken.
Bütün kimsesizliğimle,
Bütün çaresizliğimle,
Bütün çıplaklığımla, kalıyordum karanlığın koynunda;
Üşüyordum,
Tepeden tırnağa buz kesiyordu yalnızlık.
Saat on ikiyi beş geçiyordu.
Dişlerimle, şafağı sökmek isterken karanlığın göğsünden;
Gün ağarıyordu saçlarıma,
Tel tel,
Raylarımdan çıkıyordum,
Vagonlarım kopuyordu bir biri ardına,
Savruluyordum,
Bir cinayete kurban gidiyordum,
Kaza süsü verilmiş,
Faili meçhul bir ölüm biçiyordu terzi masasında,
Bir tabuta çivileniyordum.
Saat on ikiyi beş geçiyordu.
Gün ağarıyordu saçlarıma,
Tel tel,
Raylarımdan çıkıyordum,
Vagonlarım kopuyordu bir biri ardına,
Savruluyordum,
Bir cinayete kurban gidiyordum,
Kaza süsü verilmiş,
Faili meçhul bir ölüm biçiyordu terzi masasında,
Bir tabuta çivileniyordum.
Saat on ikiyi beş geçiyordu.
2 Mayıs 2014 Cuma
#18 : Her Gece Güneşle Son Bulur
İşinizi bırakmış, kanser olmuş, en yakınınızı
kaybetmiş, feci bir şekilde aldatılmış, kredi kartı borçlarınızın altında
ezilmiş ve daha aklınıza gelen milyonlarca kötü –gibi görünen- durumun birini
ya da birkaçını yaşıyor/yaşamış olabilirsiniz. Peki şimdi ne yapıyorsunuz ?
Şikayet edip, ağlayıp, zırlayıp, beddualarla dolu bir hayat mı yaşıyorsunuz ?
Değişme vaktiniz geldi de geçiyor bile.
1.
Yas
Tutun
Sizde travmatik bir etki
bırakan her olayın ardından –sevgiliden ayrılmak, yakınını kaybetmek gibi- yas
tutmanız, içinizde biriktirdiklerinizi ifade etmenizi sağlayacaktır. O sebeple
bu dönem ruhsal bütünlüğünüz için çok önemlidir. Günlerce ağlayabilirsiniz,
kimseyle görüşmeyebilirsiniz ama bu dönemi lütfen depresyon ile karıştırmayın.
2.
Kabul
edin
Herşeyi olduğu gibi, en
yalın şekliyle kabul edin. Lütfen sorgulamayın, böyle yapsaydım şöyle olurdu
gibi yorumları bırakın. Geçmiş geçmişte kaldı artık değiştirebileceğiniz hiçbir
şey yok. ‘Yaşadığım herşeyi kabul ediyorum, tüm yaşadıklarımı yaşanması
gerektiği için yaşadım’ mottosunu benimseyin.
3.
Kendinizi
Sevin
Aynanın karşısına geçin ve
bu zor günleri atlattığınız için kendinizi tebrik edin. Herşeyin üstesinden
gelebilecek kadar güçlü olduğunuzu kendinize hatırlatın. Bu hayatta en değerli
sizsiniz, ancak kendinizi severseniz başkalarını da sevebilirsiniz.
4.
Şükredin
Kaybettiklerinize değil
sahip olduklarınıza odaklanın. Her bir tırnağınız, kirpiğiniz, kaşınız, gözünüz
vs. için şükredin. Bu dünyada bir dilim ekmeğe muhtaç insanlar var. Kendi temel
ihtiyaçlarını kendisi karşılayamayan, konuşamayan, duyamayan ve göremeyen bir
yığın insan var. Lütfen bunu unutmayın, ne yaşamış olursanız olun şükretmek
için çok fazla sebebiniz var. Önemli olan görebilmeniz. Şükrettikçe
şükrettiğiniz şeylerin hayatınızda artacağından emin olun.
Sena Onur
Kaydol:
Yorumlar (Atom)