Her gün yeni bir başlangıçtır, biliyorsunuz değil mi ?
Ne yaşamış olursanız olun, -istediğiniz takdirde- her şeye tekrar başlayabilirsiniz. Korkmayın, başınıza gelenleri düşünmeyin, yaşamanız gerekiyordu, yaşadınız ve nasıl bir etki bırakmış olursa olsun yaşadıklarınız, bitti. Bunu kabul edin. Geçmişe dönme şansınız yok, şöyle yapsam şöyle olurdu gibi varsayımların size kazandırdığı hiçbir şey yok. Şu an başınıza gelenlerin sebebini anlamıyor olabilirsiniz, siz anlamıyorsunuz diye bunun bir anlamı yok değil. Zaman verin kendinize, şefkat gösterin, dinlenin. Zamanla olayların içindeki hayrı göreceksiniz, görmeseniz de önemi yok. Önünüze bakın, geçmişi omuzlarınızda bir yük olarak taşımayın.
Tam olarak şimdi şu anda karar verin. Nasıl bir hayat yaşamak istiyorsunuz ?
Mutlu olmayı çok hakettiğinizi ben biliyorum, ya siz ?
30 Ekim 2015 Cuma
28 Ekim 2015 Çarşamba
#91 : Doğru İnsanı Bulmak
''Bu devirde doğru düzgün birini bulmak çok zor. Nasıl doğru insanı bulacağım? ''
Cevap çok basit : Doğru insanı bulabilmek için önce doğru insan ol.
Eminim, bu serzenişi -yakın ya da uzak - bir yerlerden mutlaka duymuşsunuzdur. Ben yakınen hem erkek hem de kadınlardan sıkça duyuyorum. İnsanların doğru insan derken tam olarak neyi kastettiklerini anlamasam da kendi varoluş seçimlerinin paralelinde bir partnerden daha fazlasının karşılarına çıkmayacağına %100 eminim. Biraz uzun bir cümle oldu, gelin şöyle anlatayım :
Hepimizin kafasında bir 'doğru insan' tanımı var. Genelde doğru insan şöyle bir insan ;
Cevap çok basit : Doğru insanı bulabilmek için önce doğru insan ol.
Eminim, bu serzenişi -yakın ya da uzak - bir yerlerden mutlaka duymuşsunuzdur. Ben yakınen hem erkek hem de kadınlardan sıkça duyuyorum. İnsanların doğru insan derken tam olarak neyi kastettiklerini anlamasam da kendi varoluş seçimlerinin paralelinde bir partnerden daha fazlasının karşılarına çıkmayacağına %100 eminim. Biraz uzun bir cümle oldu, gelin şöyle anlatayım :
Hepimizin kafasında bir 'doğru insan' tanımı var. Genelde doğru insan şöyle bir insan ;
- Güvenilir biri olsun.
- Beni sevsin.
- Beni sevmişken ailemi ve arkadaşlarımı da sevsin.
- Çevresi tarafından da sevilsin.
- Saygılı olsun.
- Anlayışlı olsun.
- Kalbi temiz olsun, kalbi temiz olmuşken yakışıklı/güzel de olsun.
- Okumuş olsun.
- Okumuşken hazır işi de olsun.
- İşi varsa evi/arabası da olsa iyi olur, yoksa da ne yapalım birlikte alırız.
- Mavi gözlü olsun.
- Sarı saçlı olsun.
- Yanıma yakışsın .... vb. saçma sapan şeyler.
Kendi beklentilerimin saçmalığını farkettiğim an itibariyle ne bir tanım ne de doğru insan arayışım kaldı. Zaten böyle bir inanç sistemiyle kafanızdaki hayatı yaşayacağınız bir partner asla bulamıyorsunuz. Siz sevilmek isterken sizi seven bir partner gelmiyor ya da siz güvenilir birini isterken hep aldatılıyor olabiliyorsunuz. Yukarıdaki maddelerin her biri bir beklenti ve karşınızdaki insan sizin beklentilerinizi karşılamıyor diye onu yanlış insan olmakla itham etmek, kulağa çok da anlamlı gelmiyor, ne dersiniz ?
Bu durumu farkettikten sonra ne yaptım ?
- Neyi arıyorsam önce 'o' oldum. Örneğin ilk madde : 'Güvenilir olsun'du.
- Partnerimde aradığım özellikleri yazdım. Bu özellikler bende var mıydı, bende yokken başkasında aramak kulağıma hoş gelmedi. Bende olmayan özellikleri geliştirmeye çalıştım.
- Kimse bu Dünya'ya benim ihtiyaçlarımı karşılamak için gelmedi. İhtiyaçlarımı kendim karşılamak zorundaydım. Sen kendini sevmezken, kendine saygı duymazken ve kendini beğenmezken başkasının seni sevmesi, sana saygı duyması, seni beğenmesi mümkün olmuyor bunu çok net gördüm.
- Listeme baktığımda maddelerimin hepsinin 'doğruluk, iyilik, dürüstlük' içerdiğini farkettim. İnsan dediğin siyah ve beyaz değil miydi, iyi ve kötü dediğimiz şeyler değil miydi insanı insan yapan. Elbette doğruları söylerken yalan da söyleyecekti, -tıpkı sizin ve benim gibi- karşımdaki de bir insandı. Olduğu gibi kabul etmeyi öğrendim. Sadece siyah ya da sadece beyaz istemekten vazgeçtim.
- Geçmiş ilişkilerimin analizini yaptım. Empati kurmaya çalıştım. Çok daha önemlisi hepsini affettim. Hayat yolunda yaşadığım her şeyin hayrıma olduğunu kabul ettim. İnsan kırıldığı yerden kırıyor, acıdığı yerden acıtıyor. Ben bana yapılanların hepsini affettim ve geride bırakmayı seçtim. Biliyordum ki bu da benim yaşam planımın bir parçasıydı ve hayat bana vermek istediği dersi anlamam için beni epey zorlamıştı. İnsan ektiğini biçiyor ve biliyorum ki ben ektiğim hayatı yaşadım, yaşıyorum ve yaşayacağım. Herkes gibi. Dolayısıyla da adımlarımı dikkatli atıyor, diken yerine çiçek ekmeye çalışıyorum.
- Kafayı sadece mutlu olmaya taktım. Tek başıma çok mutlu bir hayat kurdum. Kendimi çok sevdim ve kendime çok saygı duydum. Sevgi ve saygı görmediğim her ilişkiyi itinayla bitirdim. Büyük, küçük dinlemedim sınırını aşan herkesi durdurdum. Az ama öz arkadaşlarım oldu. Ne evimin ne kalbimin kapılarını açtım kolaylıkla. Durdum, dinlendim.
- Kendine değer veren insan kendini istismar etmez, kendinin istismar edilmesine de izin vermez. Oluyorsa oluyordur, olmuyorsa, aramıyorsa, gelmiyorsa, ya da canı istediğinde geliyor, arıyor, soruyorsa zorlamaya gerek yoktur. Direkt nokta konmalıdır.
- Bu devirde yalnız doğru düzgün insan yok derken kendini neden adamdan saymıyorsun ? Sen varsan senin gibi birileri de mutlaka vardır.
- Detaylarda boğulmak yerine büyük resmi görmeye çalıştım. Neden sorularımı nasıl'lar ile değiştirdim.
Sonuç :
Kararlıydım artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı !
Kararlıydım artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı !
Ne zamanki kafamdaki listeyi yırtıp attım, tek başıma mutlu olmayı öğrendim işte o zaman karşıma Batuhan çıktı. Önceden gördüğüm, ismen bildiğim, çok ilgimi çekmeyen biriydi hem de kendisi. Bu sefer başka bir şey olmuştu, bir elektrik, bir yakınlık hissetmiştim. Sonra yaşının benden epey büyük olduğunu, bir çocuğu olduğunu ve birçoğunuzun sorun edebileceği bir sürü şey öğrendim onunla ilgili. Artık listem yoktu, beni sınırlayan hiçbir şey yoktu o sebeple odağım sadece ne hissettiğimdeydi. Kimsenin aklına, fikrine ihtiyacım olmadığı için daha da önemlisi bu hayat yalnızca benim olduğu için kimseyi dinlemedim. Çok da iyi yaptım ! Öyle büyük bir deneyim oldu ve oluyor ki benim için, keşfettiklerimin, kazançlarımın hesabı tutulamayacak kadar fazla.
5. senemizi bitirmek üzereyken Batuhan ile birçok şeyi paylaştık ve paylaşmaya devam ediyoruz. Önce bir ilişkiyi paylaşırken, artık bir evi, bir evliliği ve bir hayatı paylaşıyoruz. Bir yatağı paylaşabilmek, bir ekmeği paylaşabilmek, mutluluğu paylaşabilmek güzel olabilir ama mutsuzluğu, acıyı, keyifsizliği de paylaşmayı gerektirir ilişkiler. Ben bol bol empati kurarak anlamaya çalıştım Batuhan'ı, yargılamadan, kalbine dokunabilmeye çalıştım. Sonrasında da kendimi anlatabilmeyi denedim. Fedakarlık neredeyse hiç yapmadım. Bir şeyleri feda ederken kar elde edebilmek için beklentiye girmek çok matematik. Bunun yerine özümden vermeyi seçtim. Hani sonrasında ben sana bunu yaptım ama sen yapmadın dememek için.
Sanmayın ki beyaz atlı bir prens geldi ve her şey bir rüya gibi aktı gitti benim hayatımda. Bolca emek ve özveri vardır hikayemde. Yaptığım her şeyi ellerimle, kendi mutluluğum için yaptım. Azıcık da olsa pişman olmadım çünkü baş rol hep benimdi, kendimin önüne kimseyi koymadım, koymayacağım da. Önerim siz de en çok kendinizi seviniz bu hayatta.
Birbirimize fayda sağladığımız, birlikte bu hayatı paylaşmak istediğimiz sürece devam edecektir ilişkimiz. Günün birinde yollarımız ayrılırsa -ki bitişler kesinlikle kötü değildir- bu ikimiz içinde mutlaka en hayırlısı olacaktır. Böyle bir durumda ona en içten teşekkürümü ederim hayatıma dokunduğu için. İkimizde -herkes gibi- mutlu olmayı hakediyoruz ve mutlu olmak için birbirimize ihtiyacımız olmadığını çok iyi biliyorum.
Lafın kısası :
Sorularınız için her zaman mail atabilirsiniz,
Sevgiler,
5. senemizi bitirmek üzereyken Batuhan ile birçok şeyi paylaştık ve paylaşmaya devam ediyoruz. Önce bir ilişkiyi paylaşırken, artık bir evi, bir evliliği ve bir hayatı paylaşıyoruz. Bir yatağı paylaşabilmek, bir ekmeği paylaşabilmek, mutluluğu paylaşabilmek güzel olabilir ama mutsuzluğu, acıyı, keyifsizliği de paylaşmayı gerektirir ilişkiler. Ben bol bol empati kurarak anlamaya çalıştım Batuhan'ı, yargılamadan, kalbine dokunabilmeye çalıştım. Sonrasında da kendimi anlatabilmeyi denedim. Fedakarlık neredeyse hiç yapmadım. Bir şeyleri feda ederken kar elde edebilmek için beklentiye girmek çok matematik. Bunun yerine özümden vermeyi seçtim. Hani sonrasında ben sana bunu yaptım ama sen yapmadın dememek için.
Sanmayın ki beyaz atlı bir prens geldi ve her şey bir rüya gibi aktı gitti benim hayatımda. Bolca emek ve özveri vardır hikayemde. Yaptığım her şeyi ellerimle, kendi mutluluğum için yaptım. Azıcık da olsa pişman olmadım çünkü baş rol hep benimdi, kendimin önüne kimseyi koymadım, koymayacağım da. Önerim siz de en çok kendinizi seviniz bu hayatta.
Birbirimize fayda sağladığımız, birlikte bu hayatı paylaşmak istediğimiz sürece devam edecektir ilişkimiz. Günün birinde yollarımız ayrılırsa -ki bitişler kesinlikle kötü değildir- bu ikimiz içinde mutlaka en hayırlısı olacaktır. Böyle bir durumda ona en içten teşekkürümü ederim hayatıma dokunduğu için. İkimizde -herkes gibi- mutlu olmayı hakediyoruz ve mutlu olmak için birbirimize ihtiyacımız olmadığını çok iyi biliyorum.
Lafın kısası :
- Ben her türlü ilişkide kadının yöneten pozisyonunda olduğuna inanıyorum. Güçlü, akıllı ve sevgi dolu bir kadın her evi gül bahçesine çevirebilir. Sınırlarını bilen, kendini seven, kendine saygı duyan bir kadın, bir ilişkiyi kolaylıkla çekip çevirebilir.
- Mutlu olmak bir seçimdir. Eğer mutlu olmayı seçiyorsanız, sorumluluk almak durumundasınız. Herkes kendi mutluluğundan sorumludur.
- Fedakarlık bize iyi bir şeymiş gibi öğretildi. Oldukça kötü bir şey, sakın yapmayın. Fedakarlık yerine özveride bulunun.
- Beklentilerden uzak durun ve neye ihtiyacınız varsa ihtiyacınızı kendiniz karşılayın.
- Alma-verme dengesine inanın. Hep verici ya da hep alıcı olmayın. Dengeyi sağlayın.
- İnsan tek başına tam ve bütündür. Yarım gelecek ve beni tamamlayacak diye düşünmeyin. 2 yarım insan 1 tam insan yapmaz 2 yarım olarak kalır daima. Sizin tamamlanmaya ihtiyacınız yok, farkedin.
Sorularınız için her zaman mail atabilirsiniz,
Sevgiler,
26 Ekim 2015 Pazartesi
#90 : Okuyorum : Bolluk ve Bereket İçin Yer Aç
Okuduğum kitapları genellikle iç sesime güvenerek seçerim. Tavsiye almam, karşıma çıkıyorsa ve bir şekilde beni etkiliyorsa -bu bir renk olabilir, kapak olabilir, bir kelime olabilir- o kitabı alır okurum ve bana bir mesaj vermek istediğini düşünürüm.
2 gün önce karşıma çıkan bu kitabı daha önce hiç görmemiştim, yazarını ise hiç duymamıştım. Dün aldım ve bugün bitirdim. Tam bütçe çalışması yaparken, bana epey yardımı oldu.
Birikim yapmak, paranızı doğru kullanmak, alışveriş alışkanlıklarınızı değiştirmek, tasarruf yapmak kısaca daha bereketli bir hayat isterseniz kitabı okumanızı öneririm. Hem çok akıcı hem de eğlenceli.
Kitaptan Notlarım :
- Para bir araçtır, amaç olduğu sürece mutluluk getirmeyecektir.
- Tanımadığınız insanları etkilemek için sizin olmayan paraları harcamayın.
- Vitrinlerdeki ışıl ışıl ürünlerle gelecek güvencenizi yok etmeyin.
- Bir sey satın almadan önce 10 saniye kuralını uygulayın.
- Bütçe yapın. (Çok eğlenerek yapıyorum ! :) )
- Paranızın değerini bilin.
- Cimri insan ile tutumlu insan bambaşka iki insandır. Cimrilik paranın bereketini kaçırır.
- Bolluk, bereket dolu bir yaşam için değerlerinizi keşfedin ve ona göre yaşamınızı düzenleyin.
- Türkiye'de sigara içenlerin sigarayı bırakması sonucunda birikecek para ile yaklaşık 15 yılda Türkiye'nin dış açığının kapanabilecek. (Artık siz tahmin edin durumun ne kadar vahim olduğunu.)
- İsteklerin sonu yok. Bugün o ayakkabıyı, o telefonu, o arabayı alsanız bile kısa süre sonra tatmin düzeyiniz azalacak.Listenize yeni bir şeyler eklenecek.
- En zengin insan en az şeye ihtiyaç duyan ve sahip olduklarının değerini bilen insandır, unutmayın.
Bu konuda ben ne yapıyorum ?
- Her şeyden önce bolluk ve bereket dendiğinde benim aklıma ilk olarak para gelmiyor. Ancak sevgi, saygı, sağlık, mutluluk, huzur ve para dolu bir hayat benim için bolluk ve bereket içinde yaşamak anlamına geliyor.
- Paranın bir değiş tokuş aracı olduğunu iyi biliyorum. Paraya değer veriyorum, kıymetini biliyorum ve paramı harcamak yerine kullanmaya çalışıyorum.
- Bütçe yapıyorum. Her gün harcadığım her şeyi yazıyorum. 1 kuruşu bile ! Ay sonunda gelirime ve giderime bakıyorum. Gereksiz olanları belirliyorum ve daha da önemlisi gelirimin giderimden -1 lira dahi olsa- fazla olmasını çok önemsiyorum.
- Borçlu kalarak bir şey almıyorum. Borcun bereket enerjisini azalttığını biliyorum.
- Ne olursa olsun hayatıma haketmeyerek giren her paranın fazlasıyla benden çıkacağını iyi biliyorum. O sebeple alışverişlerimde eksik ya da fazla para üstlerine dikkat ediyorum.
- Aldıkça daha çok almak istediğimi bildiğimden, gerçekten çok istediğim şeyleri satın alıyorum.
- Paranın yalnızca tek kaynaktan gelmeyecek kadar fazla olduğunu biliyor, paramın kaynağını hiçbir zaman kelimelerim ve düşüncelerimle kısıtlamıyorum.
- Parayla ilgili negatif inançlarımı da farkedip, beni sınırlandıran inançlarımı dönüştürmeye çalışıyorum.
- Almak kadar vermenin de önemli olduğunu unutmuyorum.
Bolluk & Bereket çalışması yapmak, soru sormak ya da yorum yapmak isterseniz, benimle irtibata geçebilirsiniz.
Sevgilerimle,
Sena
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
