28 Ekim 2015 Çarşamba

#91 : Doğru İnsanı Bulmak

                 ''Bu devirde doğru düzgün birini bulmak çok zor. Nasıl doğru insanı bulacağım? ''

 Cevap çok basit : Doğru insanı bulabilmek için önce doğru insan ol.

 Eminim, bu serzenişi -yakın ya da uzak - bir yerlerden mutlaka duymuşsunuzdur. Ben yakınen hem erkek hem de kadınlardan sıkça duyuyorum. İnsanların doğru insan derken tam olarak neyi kastettiklerini anlamasam da kendi varoluş seçimlerinin paralelinde bir partnerden daha fazlasının karşılarına çıkmayacağına %100 eminim. Biraz uzun bir cümle oldu, gelin şöyle anlatayım :

  Hepimizin kafasında bir 'doğru insan' tanımı var. Genelde doğru insan şöyle bir insan ;
  • Güvenilir biri olsun.
  • Beni sevsin.
  • Beni sevmişken ailemi ve arkadaşlarımı da sevsin.
  • Çevresi tarafından da sevilsin.
  • Saygılı olsun.
  • Anlayışlı olsun.
  • Kalbi temiz olsun, kalbi temiz olmuşken yakışıklı/güzel de olsun.
  • Okumuş olsun.
  • Okumuşken hazır işi de olsun.
  • İşi varsa evi/arabası da olsa iyi olur, yoksa da ne yapalım birlikte alırız. 
  • Mavi gözlü olsun.
  • Sarı saçlı olsun.
  • Yanıma yakışsın .... vb. saçma sapan şeyler.

  Kendi beklentilerimin saçmalığını farkettiğim an itibariyle ne bir tanım ne de doğru insan arayışım kaldı. Zaten böyle bir inanç sistemiyle kafanızdaki hayatı yaşayacağınız bir partner asla bulamıyorsunuz. Siz sevilmek isterken sizi seven bir partner gelmiyor ya da siz güvenilir birini isterken hep aldatılıyor olabiliyorsunuz. Yukarıdaki maddelerin her biri bir beklenti ve karşınızdaki insan sizin beklentilerinizi karşılamıyor diye onu yanlış insan olmakla itham etmek, kulağa çok da anlamlı gelmiyor, ne dersiniz ? 

  Bu durumu farkettikten sonra ne yaptım ?

  • Neyi arıyorsam önce 'o' oldum. Örneğin ilk madde : 'Güvenilir olsun'du. 
         Neden karşımdaki insanın güvenilir olmasını istiyorum diye sordum kendime. Cevabımda 'kendimi güvende hissetmek istediğim için' oldu. Sonra tekrar sordum : 'Kendini güvende hissetmen için başka birine ihtiyacın mı var ? Başka biri olmadan kendini nasıl güvende hissedersin? ' Cevaplarım bana bir çok kapıyı açtı. Kendi kendime yetebilmeyi ve kimsenin bana güvenli bir ortam sağlamak zorunda olmadığını farkettim. Bu saatten sonra kendime güvenecek ve yine kendime güvenilir ortamları ben yaratacaktım. Sonrasında ise ben güvenilir bir insan olacaktım.

  • Partnerimde aradığım özellikleri yazdım. Bu özellikler bende var mıydı, bende yokken başkasında aramak kulağıma hoş gelmedi. Bende olmayan özellikleri geliştirmeye çalıştım.
  • Kimse bu Dünya'ya benim ihtiyaçlarımı karşılamak için gelmedi. İhtiyaçlarımı kendim karşılamak zorundaydım. Sen kendini sevmezken, kendine saygı duymazken ve kendini beğenmezken başkasının seni sevmesi, sana saygı duyması, seni beğenmesi mümkün olmuyor bunu çok net gördüm.
  • Listeme baktığımda maddelerimin hepsinin 'doğruluk, iyilik, dürüstlük' içerdiğini farkettim. İnsan dediğin siyah ve beyaz değil miydi, iyi ve kötü dediğimiz şeyler değil miydi insanı insan yapan. Elbette doğruları söylerken yalan da söyleyecekti, -tıpkı sizin ve benim gibi- karşımdaki de bir insandı. Olduğu gibi kabul etmeyi öğrendim. Sadece siyah ya da sadece beyaz istemekten vazgeçtim.
  • Geçmiş ilişkilerimin analizini yaptım. Empati kurmaya çalıştım. Çok daha önemlisi hepsini affettim. Hayat yolunda yaşadığım her şeyin hayrıma olduğunu kabul ettim. İnsan kırıldığı yerden kırıyor, acıdığı yerden acıtıyor. Ben bana yapılanların hepsini affettim ve geride bırakmayı seçtim. Biliyordum ki bu da benim yaşam planımın bir parçasıydı ve hayat bana vermek istediği dersi anlamam için beni epey zorlamıştı. İnsan ektiğini biçiyor ve biliyorum ki ben ektiğim hayatı yaşadım, yaşıyorum ve yaşayacağım. Herkes gibi. Dolayısıyla da adımlarımı dikkatli atıyor, diken yerine çiçek ekmeye çalışıyorum.
  • Kafayı sadece mutlu olmaya taktım. Tek başıma çok mutlu bir hayat kurdum. Kendimi çok sevdim ve kendime çok saygı duydum. Sevgi ve saygı görmediğim her ilişkiyi itinayla bitirdim. Büyük, küçük dinlemedim sınırını aşan herkesi durdurdum. Az ama öz arkadaşlarım oldu. Ne evimin ne kalbimin kapılarını açtım kolaylıkla. Durdum, dinlendim. 
  • Kendine değer veren insan kendini istismar etmez, kendinin istismar edilmesine de izin vermez. Oluyorsa oluyordur, olmuyorsa, aramıyorsa, gelmiyorsa, ya da canı istediğinde geliyor, arıyor, soruyorsa  zorlamaya gerek yoktur. Direkt nokta konmalıdır.
  • Bu devirde yalnız doğru düzgün insan yok derken kendini neden adamdan saymıyorsun ? Sen varsan senin gibi birileri de mutlaka vardır.
  • Detaylarda boğulmak yerine büyük resmi görmeye çalıştım. Neden sorularımı nasıl'lar ile değiştirdim.

Sonuç :

  Kararlıydım artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı !

   Ne zamanki kafamdaki listeyi yırtıp attım, tek başıma mutlu olmayı öğrendim işte o zaman karşıma Batuhan çıktı. Önceden gördüğüm, ismen bildiğim, çok ilgimi çekmeyen biriydi hem de kendisi. Bu sefer başka bir şey olmuştu, bir elektrik, bir yakınlık hissetmiştim. Sonra yaşının benden epey büyük olduğunu, bir çocuğu olduğunu ve birçoğunuzun sorun edebileceği bir sürü şey öğrendim onunla ilgili. Artık listem yoktu, beni sınırlayan hiçbir şey yoktu o sebeple odağım sadece ne hissettiğimdeydi. Kimsenin aklına, fikrine ihtiyacım olmadığı için daha da önemlisi bu hayat yalnızca benim olduğu için kimseyi dinlemedim. Çok da iyi yaptım ! Öyle büyük bir deneyim oldu ve oluyor ki benim için, keşfettiklerimin, kazançlarımın hesabı tutulamayacak kadar fazla.

  5. senemizi bitirmek üzereyken Batuhan ile birçok şeyi paylaştık ve paylaşmaya devam ediyoruz. Önce bir ilişkiyi paylaşırken, artık bir evi, bir evliliği ve bir hayatı paylaşıyoruz. Bir yatağı paylaşabilmek, bir ekmeği paylaşabilmek, mutluluğu paylaşabilmek güzel olabilir ama mutsuzluğu, acıyı, keyifsizliği de paylaşmayı gerektirir ilişkiler. Ben bol bol empati kurarak anlamaya çalıştım Batuhan'ı, yargılamadan, kalbine dokunabilmeye çalıştım. Sonrasında da kendimi anlatabilmeyi denedim. Fedakarlık neredeyse hiç yapmadım. Bir şeyleri feda ederken kar elde edebilmek için beklentiye girmek çok matematik. Bunun yerine özümden vermeyi seçtim. Hani sonrasında ben sana bunu yaptım ama sen yapmadın dememek için.

  Sanmayın ki beyaz atlı bir prens geldi ve her şey bir rüya gibi aktı gitti benim hayatımda. Bolca emek ve özveri vardır hikayemde. Yaptığım her şeyi ellerimle, kendi mutluluğum için yaptım. Azıcık da olsa pişman olmadım çünkü baş rol hep benimdi, kendimin önüne kimseyi koymadım, koymayacağım da. Önerim siz de en çok kendinizi seviniz bu hayatta.

  Birbirimize fayda sağladığımız, birlikte bu hayatı paylaşmak istediğimiz sürece devam edecektir ilişkimiz. Günün birinde yollarımız ayrılırsa -ki bitişler kesinlikle kötü değildir- bu ikimiz içinde mutlaka en hayırlısı olacaktır. Böyle bir durumda ona en içten teşekkürümü ederim hayatıma dokunduğu için. İkimizde -herkes gibi- mutlu olmayı hakediyoruz ve mutlu olmak için birbirimize ihtiyacımız olmadığını çok iyi biliyorum.


Lafın kısası :

  •  Ben her türlü ilişkide kadının yöneten pozisyonunda olduğuna inanıyorum. Güçlü, akıllı ve sevgi dolu bir kadın her evi gül bahçesine çevirebilir. Sınırlarını bilen, kendini seven, kendine saygı duyan bir kadın, bir ilişkiyi kolaylıkla çekip çevirebilir. 
  • Mutlu olmak bir seçimdir. Eğer mutlu olmayı seçiyorsanız, sorumluluk almak durumundasınız. Herkes kendi mutluluğundan sorumludur.
  • Fedakarlık bize iyi bir şeymiş gibi öğretildi. Oldukça kötü bir şey, sakın yapmayın. Fedakarlık yerine özveride bulunun.
  • Beklentilerden uzak durun ve neye ihtiyacınız varsa ihtiyacınızı kendiniz karşılayın.
  • Alma-verme dengesine inanın. Hep verici ya da hep alıcı olmayın. Dengeyi sağlayın.
  • İnsan tek başına tam ve bütündür. Yarım gelecek ve beni tamamlayacak diye düşünmeyin. 2 yarım insan 1 tam insan yapmaz 2 yarım olarak kalır daima. Sizin tamamlanmaya ihtiyacınız yok, farkedin.


Sorularınız için her zaman mail atabilirsiniz,
Sevgiler,




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder