10 Ekim 2016 Pazartesi

#119 : Bardağın Ağırlığı

Profesör, elinde, içi dolu bir bardak tutarak dersine başladı.


“Bu bardağın ağırlığı sizce ne kadardır?” diye sordu.

Öğrenciler, ’50gr!’ …. ’100gr!’ …. ’125gr’ cevabını verdiler.

“Bardağı tartmadıkça gerçekten ben de bilemem” dedi profesör ve devam etti:“

Ama, benim sorum şu :
 Bu bardağı böyle birkaç dakikalığına tutsaydım ne olurdu?”
- Hiçbir şey
- Tamam, peki 1 saat boyunca tutsaydım ne olurdu?
- Kolunuz ağrımaya başlardı.
- Haklısın; peki ya 1 gün boyunca tutsam ne olur?
- Kolunuz iyice ağrır, adaleniz spazm yapar, belki de
 çözüm bulmak için hastaneye gitmek zorunda kalırsınız.
 Sorularına cevap alan profesör, can alıcı noktaya temas etti:
- Peki tüm bu sorunlar olurken bardağın ağırlığında bir değişme ortaya çıktı mı?
Öğrenciler bir ağızdan cevapladılar:
“Hayır.”
- Peki o takdirde, zaman içinde kolun ağrımasına ve kas spazmına yol açan olay neydi?
 Profesör ikinci bir soru daha sordu:
- Acıdan ve ağrıdan kurtulmak için ne yapmam gerekir bu durumda?
- Bardağı bırakırsanız, rahatlarsınız.
 Profesör beklediği cevabı almıştı.
Öğrencilerini kutladı ve bütün bu soruları sormasına sebep olan açıklamayı yaptı:
“Hayatın problemleri de böyle bir şeydir. Onları kafanda birkaç dakika tutarsan, bir sorun yaratmaz.Uzun bir süre düşünürsen, başın ağrımaya başlar. Ama hiç aklından çıkarmazsan,artık başka bir şey düşünemez hale gelirsin; bu seni bitirir. Elbette hayatınızdaki sorunları düşüneceksiniz; halletmeye çalışacaksınız.Ama en önemlisi, onları, her günün sonunda, uyumadan önce yere bırakmaktır.Bu şekilde strese girmez ve sabah taze bir beyinle uyanırsınız. Taze bir güne,yeni sorunlarla mücadele azmini kazanarak başlamış olursunuz. Bu yüzden arkadaşlarınıza vereceğiniz en önemli tavsiye,
‘Bardağı yere bırak’ olmalıdır.”

Alıntıdır.

2 Eylül 2016 Cuma

#118 : Virginia Woolf

Bu dünyadaki en mutsuz insanlar, başkalarının ne düşündüğünü takıntı haline getirenlerdir. - Virginia Woolf

31 Ağustos 2016 Çarşamba

#117 : Gerçek Mutluluk İçin : Kendine Dön

İnsan ne kadar kendinden başka bir şeyle uğraşıyorsa - bu bir eşya olabilir, insan olabilir, hayvan olabilir- yani odağı ne kadar dışarıdaysa merkezinden o kadar uzakta demektir. Mutluluğun, sağlığın, huzurun kaynağı bana göre merkezdedir. Merkezde değilsen gerçek olandan uzaksındır. Her gün hatta her an kulağının, gözünün üzerinde olması gerekir. Başkasının ne yaptığı değil, senin kendini nasıl hissettiğin her şeyden önemlidir. Şöyle olursa mutlu olacağım, böyle davranırsa süper hissedeceğim gibi cümlelerin varsa acil durum ilan et kendine. Dışarıdan beslenen insan sadece kısa süreli tatminlerle yetinmek zorunda kalır. Bunun adı asla mutluluk değildir.

#116 : Ruhun Yasaları

DENGE YASASI: ORTA YOLU BULMAK  

 Nasıl yerçekimi evreni bir arada tutan bir yapıştırıcı ise, denge de evrenin sırlarının kapısını açan anahtardır. Denge; beden, zihin ve duygularımız, varlığımızın her boyutu için geçerlidir. Yaptığımız her şeyde, az ya da çok yaptığımızı bize hatırlatır. Yaşam sarkacımız ya da alışkanlıklarımız en uçlara gittiğinde diğer uca gitmemiz de kaçınılmazdır.  
 
SEÇİMLER YASASI: GÜCÜMÜZE YENİDEN SAHİP ÇIKMAK 

 Özgür iradenin sorumluluğu hem yıkıcı hem yapıcıdır. Seçimin gücüdür bu. Geleceğimizi büyük ölçüde belirleyen şimdi yaptığımız seçimlerdir. Koşullarımızı her zaman kontrol edemeyiz ama tepkilerimizi seçebiliriz. Seçim gücümüze sahip çıktığımızda dünyada dolu dolu yaşama cesaretini de buluruz.  
 
SÜREÇ YASASI: HAYATI ADIM ADIM YAŞAMAK  

 Süreç, her seyahatin küçük adımlarıdır. Adım adım her amaca ulaşılır. Süreç, zamanı aşar, sabrı öğretir, dikkatli bir hazırlanmanın sağlam temelini oluşturur. Ve ortaya çıkmayı bekleyen potansiyelimize güvenmeyi sağlar.  
 
ŞİMDİ YASASI: ANDA YAŞAMAK

  Zaman “geçmiş’ten geleceğe” uzanan bir paradokstur. Zamanın gerçekliği yalnızca zihnimizdedir. Zaman kavramı düşüncenin, dilin ve toplumsal fikir birliğinin bir ürünüdür. İşte daha derin bir gerçek: Yalnızca bu an var.  
 
ŞEFKAT YASASI: İNSANLIĞIMIZIN UYANIŞI 

 Evren bizi yargılamaz; sadece sonuçları ve dersleri gösterir. Neden-sonuç yasasıyla bize öğrenme ve denge kurma olanaklarını sunar. Şefkat her birimizin o andaki inanç ve kapasite sınırlarımız içinde yapabildiğimizin en iyisini yaptığımızın anlayışını kazanmaktır.  
 
GÜVEN YASASI: RUHA GÜVENMEK  

  Güven, evrensel bilinçle doğrudan bağlantımızdır. Güven işittiğimizden, okuduğumuzdan, öğrendiğimizden daha fazlasını bildiğimizi bize hatırlatır. Hepimizin içinde olan Evrensel Ruhun bilgeliğini, sevgisini hissetmek için görmemiz, dinlememiz ve güvenmemiz yeterlidir.  
 
BEKLENTİ YASASI: REALİTEMİZİ GENİŞLETMEK  

 Enerji düşünceyi takip eder. Hayal edebildiğimizin ötesine değil, ona doğru gideriz. İnandığımız, beklediğimiz, umut ettiğimiz şeyler deneyimlerimizi yaratır ve renklendirir. Mümkün olabileceğini gördüğümüz en derin inançlarımızı genişleterek yaşam deneyimizi değiştirebiliriz.  
 
ONUR YASASI: GERÇEK DOĞRULARIMIZI YAŞAMAK 

 Onur, ruhsal yasalarla uyum içinde yaşamak ve davranmaktır. Koşullar bize ne kadar karşı olursa olsun, onurlu yaşamak, içsel gerçeğimizi bilmek, kabul etmek ve ifade etmektir. Başkalarına söylediklerimizle değil, davranışlarımızla ilham vermektir.  
 
EYLEM YASASI: YAŞAMI UYGULAMAK  

 Ne kadar hissedersek ya da bilirsek bilelim, potansiyelimiz ve yeteneklerimiz ne olursa olsun, yalnızca uygulamayla onları gerçekleştirebiliriz. Çoğumuz kendimizi adama, cesaret ve sevgi gibi kavramların ne olduğunu anlıyoruz. Ama ancak bunları uyguladığımızda ne olduklarını bilebiliriz. Yapmak, anlayışı getirir. Uygulamak bilgiyi bilgeliğe dönüştürür.  
 
DEĞİŞİM YASASI: DOĞANIN MÜZİĞİYLE DANS ETMEK  

  Doğanın ritmi, dönemleri, devreleri vardır. Mevsim dönemleri, yıldızların ritmi, gel git hareketlerinin devreleri gibi. Mevsimler birbirini itmez. Bulutlar gökyüzünde yarış etmez. Her şey kendi zamanında olur. Tıpkı yükselen ve alçalan okyanus dalgaları gibi.
  
TESLİMİYET YASASI: YÜKSEK İRADEYİ KUCAKLAMAK  

  Teslimiyet, açık kollarla bu anı, bu bedeni, bu hayatı kabul etmektir. Teslimiyet, kendi yolunun önünden çekilerek, yüksek irade ile uyum içinde yaşayabilmektir. Teslimiyet, yüreğin bilgeliğidir. Teslimiyet, pasif bir boyun eğme değildir. Teslimiyet, her zorluğa ruhsal gelişim ve genişleyen farkındalık olarak bakabilmektir.  
 
BÜTÜNLÜK YASASI: BAĞLANTIMIZI HATIRLAMAK  

  Dünyada farklı yaşamları olan farklı varlıklar gibi görünüyoruz. Ama her farklı yağmur damlası nasıl okyanusun bir parçasıysa her birimiz de farkındalık okyanusunun, Tanrı’nın bedeninin bir parçasıyız. Hepimizin bir olduğu yüce gerçeğinin derinliklerinde sevgiyi ve huzuru bul. Korku, kıskançlık ve öfkenin ağırlığını geride bırakarak, anlayışın kanatlarında uç. Şefkat ülkesine doğru...

24 Mayıs 2016 Salı

#114 : Kendine Sor

“Hayatta karşınıza çıkan yolları ve köşe başlarını bir insan gibi kabul edip kendinize şu soruyu sorun: Acaba bu yolun / yörüngenin iyi bir kalbi mi var? Eğer soruya pozitif duygularla cevap veremiyorsanız, o yol size göre değil demektir.”

16 Mayıs 2016 Pazartesi

#113 : Dalai Lama

  • “Hoşgörü konusunda düşmanınız, en iyi öğretmeninizdir.”
  • “Barışı kendi içimizde sağlamadıkça, dış dünyada da sağlayamayız.”
  • “Uyku, en iyi meditasyondur.”
  • “Eğer başkalarını mutlu etmek istiyorsanız şefkat gösterin. Eğer mutlu olmak istiyorsanız, yine şefkat gösterin.”
  • “Hepimiz birlikte yaşamak zorundayız, bu yüzden birlikte mutlu da yaşayabiliriz.”
  • “Olaylara bütün açılardan bakın, bu şekilde daha açık olacaksınız.”
  • “Anlaşmazlık normaldir.”
  • “Olumlu bir harekette bulunmak için olumlu bir bakış geliştirmeliyiz.”
  • “Hayatımızın amacı, mutlu olmaktır.”
  • “Mutluluk hazır bulunan bir şey değildir. Onu kendi hareketlerinizle sağlarsınız.”
  • “Oldukça basit bir dinim var: Nezaket.”