12 Mart 2015 Perşembe

#50 : Kabul Etmek

Hislerimizi de zihin süzgecinden geçirir olmuşuzdur yıllar içinde. Hissetmeye izin verdiklerimiz ve hissetmeyi bile reddettiklerimiz vardır. Gerçekte ne hissettiğini zihninin de algılamasına izin veren kişi, içinde bulunduğu durumları değiştirecektir.
Yaşamlarımızda yapmamız gereken değişiklikler, zihinsel kalıpların bekçisi olan toplum ve çevre tarafından onay görmeyeceğinden; onay görmeden değerli hissedemeyen şekillendirilmiş bizlere yapacak tek şey kalmıştı tabii: duygularımızı bastırmak…
Kabulde olmaya an’larla başlamalıyız. Tam da o an’ın içinde ne hissettiğimize bakarak… Hissettiğimiz şeyi neden reddetmeye çalıştığımızı anlamaya odaklanmalıyız.
“Böyle hissedersem ne olur?
Bu olduğunda ne olur?”
“Böyle hissetmek beni nasıl biri yapar?
Öyle biri olsam ne olur?
Kime göre öyle biri olmuş olurum?
Bana göre de öyle biri mi olmuş olurum?”
gibi sorular sorarak, hissetmeye izin vermeliyiz. Hislerimizle yüzleşmeli, hislerimizi oldukları gibi kabul etmeliyiz.       Diyelim ki duygunuz korku. Korku hali size hissettirdiklerini yeniden yaşamaktan korktuğunuz için kalır, hatta büyür. Korktuğunuzda onu kabul edebiliyorsanız öylece olduğu gibi, öncesini sonrasını düşünmeden, onu allayıp pullamadan, o da sizi kabul eder olduğunuz gibi.. Geldiği gibi gider.
Duygularımızı kabul edebilir hale geldikten sonra bu yaşamımıza da sirayet eder. İçinde bulunduğumuz durumları da kabul edebilir, onlarla yüzleşebiliriz. Özgürleşmiş duygularımızla, kurban psikolojisinden çıkıp yaşamlarımızın gerçekliklerinin sorumluluğunu alma yolunda ilerlemekteyizdir artık.
Tarafımızdan kabul gören her şeye yansıttığımız, öz’ümüzün saf sevgisidir.
“Olduğu gibi kabul edilen hiçbir şeyin üzerimizde bir yaptırımı kalmaz.”

Alıntıdır

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder