20 Şubat 2015 Cuma

#44 : Sen Değişirsen Dünyan Değişir

  Seneler once soyle bir not yazmisim. Seneler gecmis ama ben hala ayni dusuncedeyim : 


  ''  Bahaneleri boşver. Yaşadığın herşeyi istediğin için yaşadın. İzin verdiğin için üzüldün, izin verdiğin için keyif aldın. Daha da önemlisi hepsi geride kaldı. Artık yeni bir sayfa aç. Kendi mükemmelliğini gör. Tam ve bütün yaratıldığının farkına var. Sen elma değilsin bu sebeple gelip seni tamamlayacak bir yarın yok. Başka bir insanın seni mutlu etmesini bekleme, seni senden başkası mutlu edemez. Mutsuz isen, sende kimseyi mutlu edemezsin. Bunun kadar önemli bir nokta daha var o da sadece kendine muhtaç olduğun. O ya da bu sebeple hiç kimseye muhtaç değilsin. Güçlüsün ve ihtiyacın olan herşey içinde. Sevgi mi istiyorsun ? Önce kendini sev. İlgi mi görmüyorsun ? Önce kendine ilgi göster. Beklediğin herşey sendeki bir ihtiyaçtan kaynaklanıyor. Önce bedeninin, ruhunun, zihninin ihtiyacını karşıla, bak nasıl hayatın değişecek. ''



18 Şubat 2015 Çarşamba

#43 : OSHO

·         Ben sana hiçbir ideal öğretmiyorum, sana hiçbir "olmalı"yı öğretmiyorum. Ben o, bu olmalısın demiyorum. Benim tüm öğretim basitçe şudur: Her kimsen, onu öyle eksiksizce kabul et ki, başarılacak hiçbir şey kalmasın. O zaman beyaz bulut olursun.

·         Seni evine döndürmeye çalışıyorum. Çok uzağa gittin. Gelip geçici şeylerin peşinden uzaklaştın, rüyaların peşinde koştun. Ve ben senin eve dönmeni istiyorum.

·         Her şey değişecektir, doğaları budur. Bir gün başarılı, bir gün başarısız olacaksın; bir gün zirvede, bir gün dipte olacaksın. Ama içinde bir şey hep aynı kalacak ve o bir şey senin gerçekliğindir.

·         Şu anda yaşa. Yalnızca şu an gerçektir ve canlıdır. Ve eğer gerçek bilinecekse, ancak şu an aracılığı ile bilinir.

·         Topluma mutlak şekilde teslim olmak, bütünüyle onun esiri olmak gerekir. Toplum ancak o zaman yalnızca kölelere, ruhsal olarak intihar etmiş kimselere saygı duyar.

·         Ego bir buzdağıdır. Onu erit. Onu derin sevginin içinde erit, böylelikle o kaybolsun ve sen okyanusun parçası haline gel.

·         Hayat küçük şeylerden oluşur. Eğer sen seversen büyük olurlar.

·      Hayatın hedefi özgürlüktür. Özgürlük olmadan hayatın anlamı yoktur. Özgürlük politik, sosyal ya da ekonomik özgürlük anlamına gelmez. Özgürlük zamandan, zihinden, arzudan özgür olmaktır. Zihnin varolmadığı anda evrenle bir olursun; evren kadar sınırsız ol.

·         Zihin tıpkı kalabalık gibidir; düşünceler bireylerdir. Ve düşünceler sürekli orada oldukları için sürecin maddi olduğunu düşünüyorsun. Her bir düşünceyi bırak ve en sonunda hiçbir şey kalmaz. Zihin diye bir şey yoktur, sadece düşünce vardır.

·         Doğal olarak yaşa. Nasıl bir oyundaki aktörler gösteriden sonra kostümlerini ve makyajlarını çıkarıyor, bir kenara koyuyorsa…

·         Sevgi ve farkındalık:  İki yol budur…

·         Kendi yolunu aramalısın; herkes kendi yolunu aramalı.

·         Ancak zararlı bir şey yapmak için güce ihtiyacın olur; aksi halde sevgi yeterlidir, merhamet yeterlidir.

·         Kendi içinde ne bulursan bul, ne kadar çok çöp olursa olsun, bu kendi gerçekliğin. Temizlenebilir, bir kenara bırakılabilir; ondan uzaklaşabilirsin. Ama bu konuda herhangi bir şey yapılmadan önce, onu tanımalısın. İlk ve en önemli şey bu.

·         Ve kendini unutmamalısın! Kendini hatırlamalısın, çünkü ancak hatırlayarak kendini dönüştürebilirsin.

16 Şubat 2015 Pazartesi

#42 : Özgecan Aslan

    Ben kadınım diyebilmek zordur bu topraklarda. Kadınlık/Kızlık farklı iki kavramdır. Çoğu zaman ne diyeceğini bilemez insan. Hep bir arada kalmışlıktır yaşanan. Zannedilir ki ilk cinsel ilişkinden sonra sen artık kadınsındır. Kimse anlamaz kadın olmanın bu kadar basit bir mevzu olmadığını. Tıpkı penisle adamlığın alakası olmadığı gibi.

    Bedeninizi keşfetmek de kolay olmaz buralarda. Utanırsınız. Ayıptır. Kapatmanız gerekir. Meme diyemezsiniz, vajina diyemezsiniz. Ama mide diyebilirsiniz. İkisi de organdır düz baktığınızda. Ama vajina demek ayıptır.

    Seversiniz, -aslında bu da yasaktır- hele bir de sevişmek isterseniz vay halinize !

    Herşeye rağmen o dürtüyü bastıramazsınız. Anneden, babadan, abiden, abladan, akrabalardan gizli gizli sevdiğinize dokunmanın bir yolunu bulursunuz. Bir yandan mutlu bir yandan çok suçlu hissedersiniz kendinizi.

    Bu süreçte iyi niyetiniz pekala suistimal edilip, güzelce kullanılabilir hatta üstüne üstlük iğrenç tekliflere evet demek zorunda hissedebilirsiniz kendinizi.

    Hissetmeyin. İstemediğimiz hiçbir şeyi yaşamak zorunda değiliz. -Ölmek Pahasına- Kadınlar birer meta kesinlikle değildir.

   Tüm insanlığa yapılan şiddetten utanıyorum.

   Özgecan son olsun !


 Sena.

13 Şubat 2015 Cuma

#41 : Kesin Gitsin !

Planlama: Gereksiz işleri makaslayalım!

Önceliğimiz olmayan ve önemsiz işleri yaşamımızdan kesip atalım. Bulaşıkları ve lavaboları kurulamayın mesela. Kendileri kuruyabilir. İşyerinizde projelerinizi gözden geçirin. Her iş size ait olamaz. Ettiğimiz yardım görev haline gelmişse, kesip atalım! Sorumlulukları sahibine iade edelim. Başarımıza yer açalım!

Disiplin: Şikayetlerimizi makaslayalım!

Sıcak havadan şikayet, soğuk havadan şikayet. Ben önce bunları kesiyorum. Gardrop karşısında "Ay giyecek hiçbir şeyim yok" saatleri, "Su içsem yarıyor" muhabbetleri, aileniz ve iş arkadaşlarınız hakkında negatif raporlamalar, dudak uçuklatan 2012 Kıyamet tellallıkları... En önemlisi, "Başkaları hakkında iyi bir şey söyleyemiyorsak, hiç konuşmayalım daha iyi" deyip, dedikoduyu keselim. Yalan söylemeyi kıtır kıtır doğrayalım. Takdire yer açalım

Tutumluluk: Gereksiz harcamaları makaslayalım!

Kredi kartlarımızın sağladığı sanal zenginlik, savurganlık ve açgözlülük hissi, bize yüklü faizler olarak geri dönüyor. Maddi dileklerimizi gerçekleştirmek istiyorsak, ne yapıp edelim, para biriktirelim. Emeklilik hesabı, altın hesabı, kumbara...

Bana sorarsanız, önce makasınızı bileyin...

Özsaygı: Kötü alışkanlıklarımızı makaslayalım!
Televizyon dizileri, Facebook profil ziyaretleri, bilgisayar oyunları, yersiz buzdolabı atıştırmaları, sigara tüttürmeler, alkol gevşemeleri, kafein diriltmeleri, çikolata ve hamur işleri baygınlıkları, hepsi... Makasımıza kurban olsun!
Makasımızla mutlu açılışlar yapalım!
Yüreğimizi sevgiye ve şefkate açalım. Zihnimizi yeni düşüncelere, bilgilere, yaklaşımlara açalım. Kendimizi değerlendirmeye, geribildirim almaya açalım.
Algılarımızı, sezgilerimizi sonuna kadar açalım. Hayallerimizi gerçek kılmak için, harekete geçelim.
Kestiğimiz her kurdeleden, kendimize "Aferin" kurdelesi yapalım!,
Çocukluk yapalım!
Yaşlanmayı keselim artık. İçimizdeki çocuğun en önemli gereksinimi oyun ve yaratıcılık. Hem kendimiz eğlenelim, hem de çocuklarla zaman geçirelim. Dans edelim, resim yapalım, keşfedelim, öğrenelim!

Aldığımız her nefeste gençleşelim...
Kendimize sarılalım!

İçe dönelim, kendimizi tanıyalım ve olumlu yanlarımızı, güçlü yanlarımızı sevelim! Kendimize verdiğimiz değeri arttıralım.
Başka varlıklara yardım ettikçe, saygı duydukça, hak verdikçe, barıştıkça, affettikçe, teşekkür ettikçe her yeni an, her yeni gün kendimizi daha iyi hissedeceğimiz kesin.
 


Alıntıdır.

14 Ocak 2015 Çarşamba

#39 : Can Yücel

Tadıyla için hayatı
Soğutmadan sevgileri
Soğutmadan sevdaları
Soğutmadan dostlukları
Yaşayın doyasıya
Seviyorsanız koşun ardından
Beş dakika bile duracak zaman yok
Kırmadan, incitmeden sevin
İnsanı kırmaya zaman yok
Çayınız bardakta soğumadan
İçin çayınızı, hayat geçiyor
Yaşamamak yüreklere zarar